Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İşgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan Bedevi ve çoban topluluklarına yönelik İsrail politikalarını etnik temizlik olarak nitelendirdi. Örgütün Çarşamba günü yayımladığı yeni rapora göre, İsrail'in bu toplulukları yerlerinden etme ve yaşam alanlarını daraltma çabaları, Filistin topraklarının ilhakını hızlandırmaya yönelik sistematik bir kampanyanın parçası. Raporda, İsrail'in zorla yerinden etme, yıkım ve temel hizmetlere erişimi kısıtlama gibi yöntemlerle binlerce Bedeviyi topraklarından sürdüğü belirtiliyor.
Batı Şeria'da Bedevi Topluluklarının Kaderi
Amnesty International'ın raporu, İsrail'in Batı Şeria'nın yüzde 60'ından fazlasını oluşturan C Bölgesi'nde uyguladığı politikaları mercek altına alıyor. Oslo Anlaşmaları'yla tanımlanan bu bölge, tam İsrail askeri ve idari kontrolü altında bulunuyor. Raporda, yaklaşık 30 bin Bedevinin yaşadığı bu bölgede, İsrail'in planlama ve imar izinlerini sistematik olarak reddettiği, su ve elektrik gibi temel altyapı hizmetlerini engellediği kaydediliyor. Ayrıca İsrail güçlerinin, Bedevi köylerine sık sık baskın düzenleyerek çadır ve barınakları yıktığı, hayvanlara el koyduğu ifade ediliyor.
Rapora göre, bu politikaların amacı, Bedevileri bölgeden ayrılmaya zorlamak ve böylece İsrail yerleşimlerinin genişlemesi için alan açmak. Amnesty, bu uygulamaların Cenevre Sözleşmeleri'ni ihlal ettiğini ve savaş suçu teşkil edebileceğini vurguluyor. Özellikle Han el-Ahmar gibi sembolik Bedevi köylerinin yıkım tehdidi altında olması, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Amnesty'nin bu raporu, İsrail'in uluslararası alanda artan eleştirilere maruz kaldığı bir dönemde geldi. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği daha önce de İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirmişti. Ancak Amnesty'nin etnik temizlik suçlaması, İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir tartışma dalgası başlattı. İsrail yönetimi ise iddiaları reddederek, bölgedeki güvenlik önlemlerinin meşru olduğunu savunuyor. Raporda ayrıca, uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskıyı artırması gerektiği, aksi takdirde ilhak sürecinin hızlanarak bölgesel istikrarı daha da tehlikeye atacağı uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesine ilişkin geleneksel duruşuyla doğrudan örtüşüyor. Türkiye, İsrail'in işgal ve ilhak politikalarını sürekli eleştiren ülkeler arasında yer alıyor. Amnesty'nin raporu, Türkiye'nin Filistinli toplulukların haklarını savunma pozisyonunu uluslararası hukuk zemininde güçlendirebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve bölgesel güç dengeleri göz önüne alındığında, İsrail'in uluslararası alanda yalnızlaşması, Türkiye'nin diplomatik manevra alanını genişletebilir. Ancak bu durum, Türkiye-İsrail arasındaki ticari ve enerji ilişkilerine kısa vadede olumsuz yansıyabilir.