Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Sudan'ın batısındaki Kuzey Darfur eyaletinin başkenti El-Fasher'in nüfusunun geçen yılki en yüksek seviyesine göre yüzde 93 oranında azaldığını açıkladı. Örgütün yayımladığı rapora göre, Mart 2024'te yaklaşık 2,5 milyon olan kent nüfusu, Mart 2025 itibarıyla yalnızca 180 bin civarına geriledi. Amnesty, bölgede yaşayan sivillerin "herkesin terörize edildiği" bir ortamda hayatta kalmaya çalıştığını vurguladı.
Çatışmalar ve Abluka Nüfusu Eritti
El-Fasher, Nisan 2023'ten bu yana Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki iç savaşın en yoğun çatışma alanlarından biri haline geldi. Kent, özellikle 2024 yılının ortalarından itibaren RSF'nin kuşatması altına girdi. Amnesty International'ın saha çalışanları ve uydu görüntülerine dayandırdığı rapora göre, kentteki sivil altyapı büyük ölçüde çöktü; hastaneler, okullar ve su tesisleri ya doğrudan hedef alındı ya da işletilemez hale geldi.
Raporda, "El-Fasher'de kimse güvende değil. Herkes terörize edilmiş durumda. İnsanlar açlık, hastalık ve keyfi şiddet arasında sıkışmış" ifadelerine yer verildi. Örgüt, RSF'nin kenti yoğun şekilde bombaladığını ve yardım konvoylarının geçişini engellediğini belgeledi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bölgede 2024 yılında en az 2 bin sivil öldürüldü; ancak gerçek sayının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Nüfusun büyük kısmı, çatışmalardan kaçarak komşu Çad'a veya Sudan'ın iç bölgelerine sığındı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Darfur'dan Çad'a geçen mülteci sayısının 2024'te 600 bini aştığını bildirdi. El-Fasher'de kalanlar ise temel gıda ve ilaca erişimde büyük zorluk yaşıyor. Dünya Gıda Programı (WFP), kentte yetersiz beslenme oranlarının kritik eşiği aştığını duyurdu.
Uluslararası Toplumun Sessizliği ve Bölgesel Etkiler
Amnesty International'ın raporu, Sudan'daki iç savaşa yönelik uluslararası müdahalenin yetersizliğini bir kez daha gözler önüne serdi. BM Güvenlik Konseyi, ateşkes çağrılarını yinelese de sahada herhangi bir uygulama mekanizması oluşturulamadı. İnsan hakları örgütleri, başta Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan olmak üzere bölge ülkelerinin taraflara silah ve finansal destek sağladığını öne sürüyor; bu ülkeler iddiaları reddediyor.
El-Fasher'in düşmesi durumunda RSF'nin tüm Darfur bölgesini kontrol altına alacağı ve bunun Sudan'ın bölünmesine yol açabileceği endişesi dile getiriliyor. Kriz, aynı zamanda Çad, Libya ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne yönelik göç dalgasını artırarak bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Avrupa Birliği, insani koridorların açılması için taraflara baskı yapılması çağrısında bulundu ancak somut bir adım atılmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'daki iç savaşta aktif bir diplomatik rol üstlenmeye çalışsa da El-Fasher'deki insani felaket, Ankara'nın bölgesel barış girişimlerinin sınırlarını gösteriyor. Türkiye'nin Sudan'a yönelik insani yardımları ve arabuluculuk çabaları, sahadaki güç dengelerini değiştirmeye yetmiyor. Kriz derinleştikçe Darfur'dan kaynaklanan göç dalgası, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bölge ülkeleri için güvenlik ve ekonomik yük oluşturabilir. Ayrıca istikrarsız Sudan, Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz'deki jeopolitik rekabette yeni kırılganlıklar yaratabilir.