İsrail, işgal altındaki Batı Şeria'da yeniden alevlenen şiddet ortamında kritik bir parlamento seçimine yaklaşırken, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun olası bir askeri operasyonu siyasi kazanç için değerlendirip değerlendiremeyeceği tartışılıyor. Yedioth Ahronoth gazetesinin kıdemli gazetecisi Ben-Dror Yemini, Netanyahu'nun siyasi beklentilerine, askeri tırmanmanın sınırlarına ve değişen ilişkilere dair eleştirel bir değerlendirme sunuyor. Yemini'ye göre, böyle bir operasyon "siyasi açıdan kimseye yardımcı olmayacak".
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'de seçim kampanyası, Batı Şeria'daki artan gerginlik gölgesinde şekilleniyor. Son aylarda bölgede Filistinliler ile İsrail güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar, yerleşimci şiddeti ve saldırılar, hükümet üzerindeki baskıyı artırdı. Netanyahu, seçmen nezdinde güvenlik konusundaki duyarlılığı kullanarak oy tabanını konsolide etmeyi hedefleyebilir. Ancak Yemini, geniş çaplı bir askeri harekatın beklenen siyasi getiriyi sağlamayacağını, aksine uluslararası alanda İsrail'i daha da izole edebileceğini savunuyor.
Uzmanlar, Netanyahu'nun geçmişte de seçim öncesi güvenlik temalı söylemleri öne çıkardığını hatırlatıyor. Ancak bu kez, ABD yönetimiyle ilişkilerde yaşanan gerilim ve iç siyasetteki bölünmeler, manevra alanını daraltıyor. Batı Şeria'daki operasyonlar, Filistin Yönetimi'ni zayıflatma ve Hamas'ın etkisini kırma amacı taşısa da, sivil kayıplar ve insani kriz, İsrail'in meşruiyetini sorgulatıyor.
Yemini, askeri gücün sınırlı olduğunu ve kalıcı bir çözüm için siyasi diyalog gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, İsrail toplumundaki farklı kesimlerin ve uluslararası müttefiklerin tepkilerinin de seçim sonuçlarını etkileyebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki tırmanma, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan istikrarı daha da tehlikeye atıyor. Ürdün ve Mısır gibi bölge ülkeleri, olası bir İsrail operasyonunun mülteci akınını tetiklemesinden ve radikal grupların güçlenmesinden endişe ediyor. ABD, İsrail'in güvenlik endişelerini kabul etmekle birlikte, askeri çözümün sınırlı kalması ve sivil halkın korunması çağrısında bulunuyor. Avrupa Birliği ise yerleşim faaliyetlerini kınayarak iki devletli çözümün altını çiziyor.
Uluslararası kamuoyu, İsrail'in seçim öncesi adımlarını yakından izliyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, Batı Şeria'da artan şiddetten endişeli. Olası bir operasyon, İsrail'in Uluslararası Ceza Mahkemesi'ndeki dosyalarını da etkileyebilir. Ayrıca, Körfez ülkeleriyle normalleşme süreci (Abraham Accords) zarar görebilir.
Netanyahu'nun seçim stratejisi, yalnızca iç kamuoyuna değil, aynı zamanda ABD'nin Orta Doğu politikalarına da bağlı. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran nükleer anlaşması ve bölgesel güvenlik konularında İsrail ile işbirliğini sürdürmek istiyor ancak Filistin meselesinde farklı bir ton kullanıyor. Bu durum, Netanyahu'nun manevra kabiliyetini kısıtlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Batı Şeria'daki olası operasyonunu yakından takip ediyor. Ankara, Filistin davasına verdiği desteği sürdürerek, İsrail'in askeri adımlarını kınayabilir. Böyle bir operasyon, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü güçlendirebilir ve İslam dünyasındaki liderlik iddiasını pekiştirebilir. Ancak, Türkiye-İsrail ilişkilerinde normalleşme süreci sekteye uğrayabilir. Ayrıca, artan istikrarsızlık, Doğu Akdeniz ve enerji projelerini de etkileyebilir. Türkiye, ateşkes ve diyalog çağrısı yaparak diplomatik girişimlerini yoğunlaştırabilir.