ABD'de kapitalizmin aldığı yeni biçim, iş dünyası ve finans piyasalarında giderek daha belirgin hale gelen bir kıyamet (apokaliptik) söylemi etrafında şekilleniyor. Ekonomistler ve piyasa analistleri, özellikle teknoloji hisselerindeki aşırı değerlemelerden kripto para çılgınlığına kadar uzanan bir dizi olguda, yatırımcı kararlarının giderek rasyonel ekonomik modellerden ziyade 'bin yılcı' (millerianist) inanç sistemlerine dayandığını belirtiyor. Bu eğilim, sermaye piyasalarının işleyişinde köklü bir dönüşüme işaret ediyor.
Bin yılcı düşüncenin piyasalara yansıması
Geleneksel ekonomi teorileri, yatırımcıların uzun vadeli değer yaratma ve temel göstergelere (kar marjları, büyüme oranları) odaklandığını varsayar. Oysa ABD'de son yıllarda yaygınlaşan yeni bir yatırım anlayışı, âdeta dini bir inançla, mevcut sistemin çökeceği ve yerini tamamen yeni bir düzenin alacağı varsayımı üzerine kurulu. Bu 'apokaliptik kapitalizm', sadece spekülatif balonlar değil, aynı zamanda toplumsal bir ruh hali yaratıyor. Ekonomi yazarı Rana Foroohar'ın Financial Times'taki analizinde vurguladığı gibi, bu tür bir düşünce biçimi, geleneksel ekonomi kurumlarına (merkez bankaları, düzenleyici otoriteler) duyulan güveni zedeliyor ve yatırımcıları 'her an her şey olabilir' mantığıyla hareket etmeye itiyor. Dolayısıyla piyasa fiyatları, şirketlerin gerçek performansından çok, kolektif bir kurtuluş beklentisini yansıtıyor.
Bu olgunun en somut örneklerinden biri, ABD'deki teknoloji devlerinin hisse değerlerindeki astronomik artış. Apple, Microsoft, Nvidia gibi şirketlerin piyasa değerleri, birçok ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasını aşmış durumda. Bu değerlemeler, bu şirketlerin gelecekteki kazanç potansiyeline dair neredeyse 'kehanetsel' bir inançla besleniyor. Aynı şekilde, kripto paraların (Bitcoin başta olmak üzere) mevcut finansal sistemi yıkacağı ve yeni bir dijital altın çağı başlatacağı yönündeki anlatılar, tam anlamıyla bin yılcı bir söylem taşıyor. Yatırımcılar bu varlıklara sadece kazanç için değil, aynı zamanda mevcut düzene karşı bir 'başkaldırı' ve yeni bir düzenin 'müjdecisi' olarak yatırım yapıyor. Bu durum, rasyonel ekonomik hesaplamaların ötesine geçen, neredeyse dini bir coşkuyla karakterize ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Bu eğilim neden önemli?
ABD merkezli bu apokaliptik kapitalizm dalgası, sadece Amerikan ekonomisini değil, küresel finans sistemini de derinden etkiliyor. Bin yılcı düşünce, finansal kırılganlığı artırıyor çünkü bu döngü eninde sonunda bir çöküşle sonuçlandığında (tüm balonlar gibi), etkileri tüm dünyaya yayılıyor. 2008 küresel finans krizi, subprime mortgage balonunun patlamasıyla başlamış ancak kısa sürede tüm dünyayı sarmıştı. Benzer bir senaryo, bugün teknoloji ve kripto para piyasalarında yaşanabilir. Ayrıca bu eğilim, gelişmekte olan ülkeler için önemli bir uyarı niteliği taşıyor: ABD piyasalarındaki aşırı iyimserlik veya karamsarlık, sermaye akımlarını aniden tersine çevirebilir, döviz kurlarını dalgalandırabilir ve gelişmekte olan ekonomilerde finansal istikrarsızlığı tetikleyebilir. Örneğin, 2013 Taper Tantrum sırasında ABD Merkez Bankası'nın (Fed) sinyalleriyle gelişmekte olan ülkelerden büyük sermaye çıkışları yaşanmıştı. Şimdiki durumda, bin yılcı söylemlerle şişen ABD varlık fiyatlarının herhangi bir nedenle sönmesi, gelişmekte olan piyasalar için yeni bir kriz dalgası başlatabilir.
Öte yandan, bu düşünce tarzı küresel düzeyde siyasi yansımalara da yol açıyor. Popülist hareketler, mevcut ekonomik düzenin sona ereceğine dair kıyamet senaryolarını sıklıkla kullanarak seçmen desteği topluyor. Brexit referandumu veya ABD'de Trump'ın seçilmesi sırasında kullanılan 'Sistemi sökün!' söylemi, bir tür siyasi apokaliptizmin yansımasıydı. Bu siyasi hareketler, ekonomik belirsizliği daha da derinleştiriyor ve küresel iş birliğini zorlaştırıyor. Özellikle ticaret savaşlarının tırmandığı, iklim değişikliği gibi küresel sorunların acil çözüm beklediği bir dönemde, bu tür kıyamet anlatıları, rasyonel politika yapımını baltalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de yükselen bu apokaliptik kapitalizm eğilimi, Türkiye için iki yönlü bir anlam taşıyor. Birincisi, Türkiye gelişmekte olan bir piyasa ekonomisi olarak ABD piyasalarındaki oynaklığa doğrudan maruz kalıyor. Bin yılcı söylemlerle şişen ABD varlık fiyatlarından bir çıkış yaşanması halinde, Türkiye'den hızlı sermaye çıkışı ve kur şokları olasılığı artar. Bu durum, yüksek enflasyon ve cari açık gibi kırılganlıkları olan Türkiye ekonomisi için ek risk oluşturuyor. İkincisi, Türkiye'de de benzer kıyamet anlatıları (altın fiyatları, kripto para veya konut balonu söylemleri) yatırımcı davranışlarını etkiliyor. Otoritelerin bu psikolojik eğilimleri dikkate alarak, finansal istikrarı koruyacak makroihtiyati tedbirleri güçlendirmesi ve yatırımcıların rasyonel kararlar almasını teşvik edecek ekonomi politikalarını kararlılıkla uygulaması büyük önem taşıyor. Aksi halde, Türkiye küresel kıyamet havasının dalgalarına kapılıp yerel bir fırtınayla karşı karşıya kalabilir.