ABD'nin 250. kuruluş yıldönümüne yaklaşırken, The Economist ve YouGov tarafından yapılan kapsamlı bir kamuoyu araştırması, Amerikan halkının ülkesinin geçmişine, bugününe ve geleceğine dair derin bir endişe ve bölünmüşlük içinde olduğunu ortaya koydu. Anket, Amerikalıların yalnızca %28'inin ülkenin doğru yönde ilerlediğini düşündüğünü, %54'ünün ise ekonominin kötüye gittiğini belirttiğini gösteriyor. Bu tablo, 2026'daki büyük kutlamalara giden süreçte ulusun ruh halini gözler önüne seriyor.
Anketin Temel Bulguları: Tarihe Bakış ve Bugünün Endişeleri
Ankete katılanların %45'i ABD'nin geçmişini olumlu değerlendirirken, %34'ü olumsuz görüş bildirdi. Ancak bugüne gelindiğinde olumlu değerlendirme oranı %35'e düşüyor, olumsuz ise %43'e yükseliyor. Gelecek beklentileri daha da karamsar: sadece %32'si önümüzdeki 25 yılın ABD için iyi geçeceğini düşünüyor; %44'ü kötü bir dönem bekliyor. Ekonomik kaygılar başı çekiyor: katılımcıların yarısı ekonomiyi kötü olarak nitelerken, enflasyon ve işsizlik en büyük sorunlar olarak öne çıkıyor. Sağlık hizmetleri, suç, göç ve siyasi kutuplaşma da önemli endişe kaynakları arasında. Partizan ayrımı da net: Demokratların %68'i ülkenin geleceği konusunda umutluyken, Cumhuriyetçilerde bu oran sadece %29. Bu veriler, ulusal birliğin zayıfladığını ve ortak bir gelecek vizyonunun kaybolduğunu gösteriyor.
Siyasi Kutuplaşma ve Tarihsel Perspektif
Anket, Amerikan toplumundaki siyasi kutuplaşmanın derinliğini de ortaya koyuyor. Katılımcıların %72'si ülkenin siyasi olarak bölünmüş olduğunu düşünüyor. Özellikle başkanlık seçimlerinin meşruiyeti konusunda ciddi bir güven bunalımı var: Kasım 2020 seçimlerinin adil olduğunu düşünenlerin oranı sadece %55. Tarihsel olarak, Amerikalılar 20. yüzyılın başlarını, II. Dünya Savaşı sonrası dönemi ve Soğuk Savaş'ın sona erdiği 1990'ları ülkenin en iyi dönemleri olarak anıyor. Buna karşılık, İç Savaş öncesi dönem, Büyük Buhran ve Vietnam Savaşı yılları en kötü dönemler arasında sayılıyor. Bu bulgular, ulusun kendi tarihine dair seçici bir hafızaya sahip olduğunu, ancak mevcut sorunların geçmiş krizlere kıyasla daha derin bir karamsarlık yarattığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu karamsar tablo, Türk dış politikası açısından dikkatle izlenmelidir. İç siyasi kutuplaşma ve ekonomik kaygılar, ABD yönetiminin dış politikada daha öngörülemez ve içe dönük hale gelmesine yol açabilir. Bu durum, Türkiye'yi doğrudan etkileyen konularda (Suriye, Doğu Akdeniz, NATO yükümlülükleri) Washington'un tutumunu belirsizleştirebilir. Ayrıca, Amerikan toplumundaki gelecek endişesi, küresel ekonomik durgunluk ve ticaret savaşları riskini artırarak Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomileri olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, ABD'deki bu ruh halini ve olası politika değişikliklerini yakından takip etmesi, çok yönlü bir diplomasi stratejisini sürdürmesi önem taşımaktadır.