CBS News ve YouGov tarafından yapılan son anket, Amerikan kamuoyunun Başkan Donald Trump'ın İran ile nihai bir anlaşmaya varma çabaları konusunda derin bir şüphe içinde olduğunu ortaya koydu. Pazar günü yayınlanan ankete göre, Amerikalıların yüzde 57'si ABD ile İran arasında varılan mutabakat zaptının (MOU) başarıya ulaşacağına inanmıyor. Ankete katılanların yalnızca yüzde 30'u anlaşmanın olumlu sonuçlanacağını düşünürken, yüzde 13'ü ise kararsız olduğunu belirtti. Bu veriler, Trump yönetiminin İran ile diplomatik süreci ilerletme gayretlerine rağmen, Amerikan halkının bu sürece temkinli yaklaştığını gösteriyor.
Anlaşmanın arka planı ve tarafların tutumu
Trump yönetimi, 2018 yılında Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan (Kapsamlı Ortak Eylem Planı, JCPOA) çekilmiş ve İran'a karşı maksimum baskı politikasını benimsemişti. Ancak son aylarda, Trump'ın İran ile yeni bir anlaşma zemini aradığına dair sinyaller geliyor. Özellikle Umman ve Katar gibi ülkelerin arabuluculuğunda yürütülen dolaylı görüşmelerde, nükleer programın sınırlandırılması ve yaptırımların hafifletilmesi gibi konuların masada olduğu belirtiliyor. Ankete göre, Amerikalıların yüzde 52'si Trump'ın İran politikasını onaylamazken, yüzde 48'i ise destekliyor. Bu bölünmüş tablo, özellikle partizan hatlarda belirginleşiyor: Cumhuriyetçilerin yüzde 78'i Trump'ın İran yaklaşımını desteklerken, Demokratların yalnızca yüzde 24'ü aynı görüşü paylaşıyor.
Anket ayrıca, Amerikalıların üçte ikisinden fazlasının İran'ın nükleer silah geliştirme potansiyelini önemli bir tehdit olarak gördüğünü ortaya koydu. Bu oran, geçen yılki benzer anketlere göre 10 puan artış gösterdi. Katılımcıların yüzde 59'u, İran ile yapılacak diplomatik anlaşmanın askeri seçeneklere tercih edilmesi gerektiğini savunurken, yüzde 26'sı herhangi bir anlaşmanın güvenilir olmadığını ve askeri müdahaleyi desteklediklerini ifade etti. Trump yönetiminin bu bağlamda attığı adımlar, kamuoyunun bir kısmı tarafından yetersiz bulunurken, bir kısmı ise yönetimin İran'a karşı yeterince sert davranmadığını düşünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran ile ABD arasındaki olası bir anlaşma, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu’yu etkileyecek geniş yansımalara sahip. Özellikle İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefikleri, İran'ın nükleer programına ve bölgesel nüfuzuna karşı son derece hassas. Anlaşmanın sağlanması durumunda, İran üzerindeki yaptırımların hafifletilmesi ve petrol piyasalarına daha fazla İran petrolünün girmesi bekleniyor. Bu durum, küresel enerji fiyatlarını aşağı çekebilir ve dolayısıyla Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için olumlu olabilir. Öte yandan, anlaşmanın başarısız olması halinde bölgede yeni bir kriz dalgası tetiklenebilir. İran'ın nükleer programını hızlandırması ve ABD'nin yaptırımları artırması, tansiyonu yükseltebilir. Bu durumda, Basra Körfezi'nde olası bir askeri çatışma riski de masada duruyor. Uluslararası toplum, Trump yönetiminin İran'a yönelik ikili mesajlarından (bir yandan müzakere çağrısı, diğer yandan azami baskı) rahatsız. Avrupa Birliği ve Rusya gibi aktörler, sürecin daha kapsayıcı ve şeffaf olması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle ABD-İran geriliminden doğrudan etkileniyor. Olası bir anlaşma, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve İran ile ticari ilişkilerini rahatlatabilir. Ancak ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Türkiye'nin İran ile ticaretinde zorluklara yol açıyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programı tamamen kontrol altına alınmazsa, bölgesel bir silahlanma yarışı başlayabilir ve bu da Ortadoğu'da Türkiye'nin güvenliğini tehdit edebilir. Ankara, dengeli bir yaklaşımla hem Washington hem de Tahran ile diyaloğunu sürdürmeye çalışıyor.