ABD’de sağlık göstergeleri son yıllarda belirgin bir iyileşme sergiliyor. Obezite oranları düşüyor, kalp hastalıklarından ölümler azalıyor, kanser tedavilerinde başarı oranları yükseliyor ve ortalama yaşam süresi tarihi bir rekora ulaştı. Ancak tüm bu olumlu verilere rağmen, hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi partilerden politikacılar, sağlık sektöründe “algılanan krizlere” karşı pahalı ve etkisiz politikaları hayata geçirmekte ısrar ediyorlar. Uzmanlara göre bu tablo, kamuoyunda gereksiz bir endişe dalgası yaratırken, kaynakların yanlış yönlendirilmesine yol açıyor.
Sağlık Verilerinin Işığında Gerçekler
Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi’nin 2024 raporuna göre, ABD’de yetişkin obezite oranı 2020’deki %42,4 seviyesinden %39,8’e geriledi. Aynı dönemde kalp hastalıklarına bağlı ölüm oranı yüz binde 165,7’den 157,2’ye düştü. Kanserden kurtulma oranları ise lösemi, prostat ve meme kanseri gibi türlerde ortalama %15 arttı. Ortalama yaşam süresi 79,2 yıla yükselerek 2019’daki 78,9 yıl rekorunu da geçmiş durumda. Uzmanlar bu iyileşmenin nedenleri arasında sigara kullanımındaki düşüş, daha iyi tıbbi tarama yöntemleri ve sağlıklı yaşam bilincinin yaygınlaşmasını gösteriyor.
Ancak siyasetçiler bu tabloyu görmezden geliyor. Temsilciler Meclisi’nde geçen ay kabul edilen Sağlık Hizmetleri Erişim Yasası, hastaneler için zorunlu personel oranlarını artırırken, özel sağlık sigortalarına yeni düzenlemeler getiriyor. Kongre Bütçe Ofisi, yasanın ilk beş yılda 320 milyar dolar ek harcamaya yol açacağını ancak ölüm oranlarında yalnızca %0,2 iyileşme sağlayacağını tahmin ediyor. Benzer şekilde, Senato’daki Cumhuriyetçi önerge, ilaç fiyat kontrollerini sıkılaştırmayı hedefliyor. İlaç firmaları, bunun Ar-Ge yatırımlarını %40 azaltacağını ve yeni tedavileri geciktireceğini belirtiyor.
Küresel Boyut: Sağlıkta Siyasi Çekişmeler
ABD’deki bu eğilim, küresel sağlık politikalarını da etkileyebilir. Dünya Sağlık Örgütü, gelişmiş ülkelerde sağlık harcamalarının GSYH’nın %10-12’sini bulduğunu, ancak çoğu zaman verimli kullanılmadığını belirtiyor. Avrupa Birliği ülkeleri, obeziteyle mücadelede vergi ve farkındalık kampanyaları gibi düşük maliyetli önlemlere yönelirken, ABD’de pahalı reformlar ön planda. Uzmanlar, bunun nedenini seçim dönemlerinde sağlık politikalarının popülizm aracı haline gelmesine bağlıyor. Özellikle Medicare ve Medicaid programlarının geleceği, iki parti arasında sürekli bir tartışma konusu.
Bununla birlikte, ABD’deki sağlık iyileşmesi, gelişmekte olan ülkeler için bir model oluşturabilir. Obezite ve kronik hastalıkların azaltılmasında erken teşhis ve halk sağlığı kampanyalarının etkili olduğu görülüyor. Ancak siyasi çekişmeler nedeniyle bu derslerin uluslararası platformlarda yeterince paylaşılmadığı eleştirisi var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki sağlık göstergelerindeki iyileşme, Türkiye’nin kendi sağlık politikalarını değerlendirmesi için önemli bir referans sunuyor. Türkiye’de de son yıllarda obezite oranları %30’un üzerine çıkarken, kronik hastalıklarla mücadelede halk sağlığı yaklaşımı güçleniyor. ABD’nin deneyimi, siyasi kriz söylemlerine kapılmadan, veriye dayalı ve maliyet etkin politikaların daha başarılı olabileceğini gösteriyor. Ayrıca Türkiye’nin sağlık turizmi hedefleri açısından, ABD’deki olumlu algı Türk sağlık sisteminin uluslararası tanıtımında kullanılabilir. Ancak sağlık reformlarında popülist söylemlerden kaçınılması, uzun vadeli planlamanın öncelikli olması gerektiği bir kez daha anlaşılıyor.