Hizbullah'ın geleceğine ilişkin belirsizlik sürerken, Lübnan'ın bir diğer önemli Şii siyasi hareketi olan Amal Hareketi yeniden dikkatleri üzerine çekiyor. 1974 yılında İmam Musa Sadr tarafından kurulan ve tam adı "Lübnan Direniş Tugayları" olan Amal, ülkenin mezhepsel dengelerinde kritik bir rol oynuyor. İsrail işgaline karşı silahlı mücadeleyle doğan hareket, 1980'lerde Hizbullah'ın yükselişiyle gölgede kalsa da, özellikle Nebih Berri liderliğinde siyasi kanadıyla varlığını sürdürüyor. Şu anda Meclis Başkanı olan Berri, Amal'ı Lübnan siyasetinin merkezinde tutmayı başardı.
Amal Hareketi'nin Tarihsel Arka Planı
Amal, Lübnan iç savaşı sırasında Şii toplumunun siyasi ve askeri temsilcisi olarak ortaya çıktı. İmam Musa Sadr'ın 1978'de gizemli bir şekilde kaybolmasının ardından hareket, Nebih Berri liderliğinde yeniden yapılandı. 1982 İsrail işgaline karşı direnişte aktif rol alan Amal, zamanla Hizbullah'ın daha radikal ve İran yanlısı duruşu karşısında geri planda kaldı. Ancak 2005'teki Sedir Devrimi sonrası Lübnan siyasetinde denge unsuru haline geldi. Amal, özellikle 2019'daki ekonomik krizden bu yana sosyal hizmetler ve kamu düzeni konusunda etkinliğini artırdı.
Örgütün silahlı kanadı, İsrail ve Suriye iç savaşındaki faaliyetleriyle bilinse de, Hizbullah'ın aksine daha sınırlı bir askeri kapasiteye sahip. Yine de Amal, Lübnan ordusu içindeki Şii mensuplar üzerinde nüfuz sahibi. Partinin siyasi programı, mezhepsel adalet ve devlet kurumlarının güçlendirilmesi üzerine kurulu. Berri, 1992'den bu yana Meclis Başkanı olarak ülkenin en uzun süre görev yapan siyasetçilerinden biri.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Amal Hareketi, İran ve Suriye ile yakın ilişkileri olan Hizbullah'ın aksine, daha pragmatik bir çizgi izliyor. Suudi Arabistan ve Batı ülkeleriyle diyaloğa açık olan Amal, Lübnan'ın dış politikasında denge unsuru olarak görülüyor. Özellikle 2020 Beyrut patlaması ve 2022 seçimleri sonrası Hizbullah'ın siyasi ağırlığının sorgulanmaya başlaması, Amal'ı öne çıkarabilir. İsrail ile deniz sınırı anlaşmazlıklarında arabulucu rolü üstlenen Berri, bölgesel krizlerde ılımlı duruşuyla dikkat çekiyor. Ancak hareketin Hizbullah ile ittifakı, Batı tarafından terör örgütü listesinde yer alan komşusuna karşı net bir pozisyon almasını zorlaştırıyor.
Amal'ın geleceği, büyük ölçüde Hizbullah'ın zayıflamasına bağlı. İran'ın bölgesel etkisinin azalması ve Lübnan'da Fransız öncülüğünde reform çabaları, Amal'ı Batı'ya daha yakın bir çizgiye itebilir. Ancak hareketin askeri yapısı ve mezhepsel tabanı göz önüne alındığında, radikal dönüşümler beklenmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'da istikrarı önemseyen bir aktör olarak Amal Hareketi'nin dengeleyici rolünden faydalanabilir. Doğrudan bir karşıtlığı bulunmayan iki taraf arasında, özellikle Filistin meselesi ve bölgesel iş birliği alanlarında diyalog mümkün. Amal'ın Batı ile angajmanı, Türkiye'nin Lübnan'a yönelik ekonomik ve diplomatik açılımlarını kolaylaştırabilir. Ancak hareketin Hizbullah ile stratejik ortaklığı, Türkiye'nin İran karşıtı blokta yer alması durumunda kısıtlayıcı olabilir. Genel olarak, Amal'ın yükselişi Türkiye için bir fırsat olarak görülse de, bölgesel güç dengelerindeki kırılganlık nedeniyle temkinli bir yaklaşım gerektiriyor.