Almanya'nın doğusundaki Erfurt kentinde bu hafta sonu düzenlenmesi planlanan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin federal kongresi öncesinde güvenlik güçleri yüksek alarm durumuna geçti. Thüringen eyalet polisi, kongreye yönelik olarak 50 binden fazla protestocunun kente akın edebileceğini ve bunların arasında 2 bin 500 kadar aşırı sol görüşlü militanın da bulunabileceğini belirtiyor. Yetkililer, şiddet olaylarının yaşanabileceği endişesiyle geniş çaplı güvenlik önlemleri alırken, kent merkezinde birçok yol trafiğe kapatıldı. Kongre, AfD'nin Avrupa Parlamentosu seçimlerine yönelik stratejisini belirleyeceği kritik bir toplantı olarak görülüyor.
Gelişmenin arka planı: AfD'nin yükselişi ve toplumsal kutuplaşma
Almanya'da 2013 yılında kurulan ve özellikle 2015'teki mülteci krizinden sonra oy oranını hızla artıran AfD, ülkenin en güçlü aşırı sağ partisi konumuna geldi. Parti, göçmen karşıtı, İslamofobik ve AB şüphecisi söylemleriyle biliniyor. Son dönemde yapılan anketlerde AfD'nin oy oranının yüzde 20'nin üzerine çıktığı görülüyor. Özellikle doğu eyaletlerinde daha güçlü olan parti, Thüringen'de yüzde 30'a varan oy oranlarına ulaşıyor.
Kongrenin yapılacağı Erfurt, Thüringen eyaletinin başkenti ve tarihsel olarak sol hareketlerin güçlü olduğu bir kent. Bu nedenle AfD'nin burada kongre düzenlemesi, sol gruplar tarafından bir meydan okuma olarak algılanıyor. Polis, daha önce benzer etkinliklerde yaşanan şiddet olaylarının tekrarlanmaması için geniş çaplı bir güvenlik operasyonu planladı. Kongre alanı çevresinde barikatlar kurulurken, bölgeye helikopter destekli hava gözetimi de yapılacak.
Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, yaptığı açıklamada, "Demokrasi düşmanlarına karşı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Hiçbir aşırılık yanlısının şiddet kullanarak siyasi bir toplantıyı engellemesine izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, hem aşırı sol hem de aşırı sağ gruplara yönelik bir uyarı olarak yorumlandı.
Bölgesel veya küresel boyut: Avrupa'da aşırı sağ dalgası
AfD'nin yükselişi, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Fransa'da Marine Le Pen'in Ulusal Birlik Partisi, İtalya'da Giorgia Meloni'nin liderliğindeki İtalya'nın Kardeşleri, Hollanda'da Geert Wilders'in Özgürlük Partisi ve diğer birçok Avrupa ülkesinde benzer partiler, göçmenlik ve ulusal kimlik temaları üzerinden oy topluyor. Bu partilerin Avrupa Parlamentosu'nda da güç kazanması, AB'nin gelecekteki politikalarını etkileyebilir.
Almanya'nın Doğu eyaletlerinde AfD'nin güçlenmesi, aynı zamanda eski Doğu Almanya (DDR) bölgesindeki ekonomik ve sosyal memnuniyetsizliğin de bir yansıması. Uzun yıllar sonra hâlâ batıya kıyasla daha düşük gelir ve işsizlik oranlarına sahip olan bu bölgelerde, AfD'nin popülist söylemleri taban buluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AfD'nin güçlenmesi, Türkiye-Almanya ilişkileri açısından doğrudan bir risk oluşturuyor. Partinin göçmen karşıtı söylemleri, Almanya'daki 3 milyona yakın Türk kökenli nüfusu hedef alabiliyor. Ayrıca AfD, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan ve Almanya'nın Türkiye'ye yönelik politikalarını sertleştiren bir tutum izliyor. Kongrede alınacak kararlar, Almanya'nın göç ve entegrasyon politikalarını daha da sağa çekebilir, bu da Türk toplumunu doğrudan etkileyebilir. Türkiye'nin, Almanya'daki Türk toplumunun haklarını korumak ve İslamofobi ile mücadele etmek için diplomatik kanalları daha etkin kullanması gerekebilir.