Alman kimya endüstrisi, Ortadoğu'daki çatışmaların tetiklediği stoklama dalgası ve Asyalı rakiplerinin daha sert darbe alması sayesinde kısa bir nefes alsa da yapısal krizden henüz kurtulamadı. Alman Kimya Sanayicileri Birliği'nin (VCI) yayımladığı son raporda, sektörün artan enerji maliyetleri, talep daralması ve zayıf ihracat performansı nedeniyle zor günler geçirdiği vurgulandı. Özellikle üretimde kullanılan doğal gaz fiyatlarındaki artış, Alman kimya devlerinin rekabet gücünü ciddi şekilde zedeliyor.
Krizin Kaynağı: Enerji Maliyetleri ve Talep Durgunluğu
VCI Başkanı Markus Steilemann yaptığı açıklamada, “2023 yılının başında yaşanan lojistik sorunları ve Hammaddelerdeki darboğazın ardından Ortadoğu krizi kısa süreli bir talep patlaması yarattı. Ancak bu geçici bir soluklanmaydı. Asıl sorunumuz, enerji yoğun sektörlerde yapısal rekabet gücü kaybıdır” dedi. Birlik verilerine göre, 2024 yılının ilk yarısında kimya üretimi %3,2 daraldı ve kapasite kullanım oranı %70'in altına indi. Bu durum, aralarında BASF, Covestro ve Lanxess gibi devlerin de bulunduğu şirketleri üretimi durdurmaya veya yurtdışına kaydırmaya itiyor.
Özellikle bazı temel kimyasalların üretiminde, Almanya'nın ABD ve Orta Doğu'ya kıyasla %50-80 daha yüksek enerji maliyetleriyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. VCI raporu, mevcut koşulların devam etmesi halinde 2030 yılına kadar Alman kimya sektöründe yüz binlerce kişinin işini kaybedebileceği uyarısında bulunuyor. Hükümetin 2023 sonunda açıkladığı sanayi elektriği sübvansiyonu paketinin yetersiz kaldığı ve daha kapsamlı adımlar atılması gerektiği ifade ediliyor.
Küresel Boyut: Tedarik Zincirlerinde Yeni Kırılmalar
Ortadoğu'da devam eden çatışmalar, Kızıldeniz'de gemicilik rotalarını etkileyerek Avrupa'ya Asya'dan gelen mal akışında gecikmelere yol açtı. Bu durum, Asya merkezli kimya üreticilerinin Avrupa pazarındaki payını bir miktar geriletti. Alman şirketleri, bu boşluğu doldurarak stoklarını artırdı ancak talep kalıcı olmadı. VCI raporu, küresel kimya talebinin Çin ekonomisindeki yavaşlama ve Avrupa'daki durgunluk nedeniyle baskı altında olduğunu vurguluyor. ABD'de ise düşük enerji fiyatları sayesinde yeni kimya tesislerinin devreye alınması, Atlantik ötesinde rekabeti daha da kızıştırıyor. Uzmanlar, Alman kimya endüstrisinin yeniden yapılanma sürecine girmeden bu dönüşüm atlatamayacağı görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Alman kimya sektöründeki bu yapısal kriz, Türkiye için hem fırsat hem de tehdit barındırıyor. Türkiye, petrokimya ve özel kimyasallar alanında güçlü bir üretim üssüne sahip. Almanya'nın artan maliyetler nedeniyle üretimini kaydırdığı ülkeler arasında Türkiye coğrafi yakınlık ve gümrük birliği avantajıyla öne çıkıyor. Özellikle otomotiv, inşaat ve ambalaj sektörlerinde Alman firmalarının Türkiye'den tedarik yapma eğilimi artabilir. Ancak, küresel talep daralması Türk kimyasal ihracatını da olumsuz etkiliyor. Enerji maliyetlerinin Türkiye'de de yüksek olması, bu avantajın sınırlı kalmasına neden olabilir. Türk firmalarının, Almanya'daki krizden pay kapabilmesi için Ar-Ge ve katma değerli ürünlere yönelmesi şart. Aksi takdirde, sadece düşük maliyetli üretimle kalıcı bir pazar payı elde etmek zor görünüyor.