ABD'nin Alabama eyaletine bağlı Madison kentinde bir site yönetimi, bölgedeki Kanada kazı popülasyonunu kontrol altına almak amacıyla yaklaşık 400 kazın itlaf edilmesi yönünde oylama yaptı. Karar, sakinler ve hayvan hakları örgütleri arasında büyük bir tepkiye yol açtı; protestocular insani çözüm çağrısında bulunuyor. Homeowners association, kazların çevreye ve altyapıya verdiği zararı gerekçe gösterirken, karşıtlar alternatif yöntemlerle sorunun çözülebileceğini savunuyor.
Gelişmenin arka planı
Madison'daki göl kenarındaki bir konut sitesi, uzun süredir artan kaz nüfusunun yeşil alanlara ve yollara verdiği zarardan şikayetçiydi. Site yönetimi, geçtiğimiz hafta yaptığı oylamada, lisanslı bir yuva yıkım firmasıyla anlaşarak kazların yuvalarını yok etme ve kuşları öldürme planını onayladı. Plan kapsamında, yumurtaların sallanarak kırılması (addling) ve yetişkin kazların itlafı öngörülüyor.
Kararın duyulmasıyla birlikte bölge sakinleri ve hayvan hakları grupları hemen harekete geçti. Madison Geese Savers adlı bir grup, kazların başka bölgelere taşınması veya doğum kontrolü gibi insani yöntemlerin uygulanmasını talep ediyor. Protestocular, itlafın hem etik hem de ekolojik açıdan sorunlu olduğunu belirterek, site yönetiminin kararını geri çekmesini istiyor. Yerel basına konuşan bir aktivist, "Bu canlılar da bu bölgenin bir parçası; onları öldürmek yerine onlarla bir arada yaşamayı öğrenmeliyiz" dedi.
Bölgesel veya küresel boyut
Kanada kazları, ABD genelinde kentsel ve banliyö alanlarında sıkça karşılaşılan bir tür olup, aşırı nüfusları zaman zaman benzer tartışmalara yol açıyor. Birçok eyalet, yaban hayatı yönetimi kapsamında kontrollü itlafa izin verse de hayvan hakları savunucuları bu uygulamaları sürekli eleştiriyor. Alabama'daki bu olay, yerel yönetimlerin vahşi yaşamla başa çıkma yöntemleri konusundaki toplumsal bölünmeyi bir kez daha gündeme taşıdı. Benzer çatışmalar, kazların koruma statüsüne sahip olduğu diğer bölgelerde de yaşanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Alabama'daki kaz itlafı, Türkiye'de yerel yönetimlerin başıboş hayvan popülasyonuyla mücadele yöntemlerine ilişkin tartışmaları hatırlatıyor. Türkiye'de son yıllarda sahipsiz köpeklerin toplanması ve barınaklara yerleştirilmesi konusu sıkça gündeme gelirken, ABD'deki bu olay insani çözümler arayışının evrensel bir boyutu olduğunu gösteriyor. Her ne kadar doğrudan bir etkisi bulunmasa da, küresel çapta hayvan hakları ve ekolojik dengenin korunmasına yönelik hassasiyetin arttığı bir dönemde, Türkiye'nin de kendi yaban hayatı yönetimi politikalarını gözden geçirmesi açısından örnek teşkil edebilir.