Mescid-i Aksa İmamı Şeyh Ekrem Sabri, İsrail parlamentosunda ezanın hoparlörlerle okunmasını yasaklamayı öngören bir yasa tasarısına karşı sert uyarılarda bulundu. Kudüs'teki İslami Vakıflar İdaresi'ne bağlı olarak görev yapan Sabri, tasarının İslam'ın temel ibadet unsurlarından birini hedef aldığını ve bölgedeki dini gerilimi tehlikeli bir boyuta taşıdığını belirtti. Tasarı, İsrail aşırı sağcı milletvekilleri tarafından desteklenirken, çoğu Arap ve Müslüman ülkede olduğu gibi Türkiye'de de büyük tepki çekti.
Tasarının İçeriği ve Arka Planı
İsrail Meclisi Knesset'te görüşülmeye başlanan tasarı, camilerde ezanın hoparlörler aracılığıyla okunmasını 'gürültü kirliliği' gerekçesiyle yasaklamayı amaçlıyor. Tasarıya göre, sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde okunan ezanların ses seviyesi belirli bir desibelin altında tutulacak. Ancak eleştirmenler, bu düzenlemenin Müslümanların ibadet özgürlüğüne doğrudan müdahale olduğunu ve Kudüs'teki statükoyu bozma amacı taşıdığını savunuyor. Tasarı daha önce 2016, 2019 ve 2021'de de gündeme gelmiş ancak uluslararası baskılar ve koalisyon dengeleri nedeniyle geri çekilmişti. Şimdi ise İsrail'deki aşırı sağcı koalisyon ortaklarının baskısıyla yeniden gündeme taşındı.
Mescid-i Aksa İmamı Şeyh Sabri, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'Ezan, İslam'ın en belirgin sembollerindendir. 1400 yılı aşkın süredir Müslümanları namaza çağıran bu çağrıyı kısıtlamak, inanç özgürlüğüne açık bir saldırıdır. Bu adım, işgal altındaki Kudüs'teki Müslümanların varlığını silme girişiminin bir parçasıdır,' dedi. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Filistin Yönetimi de tasarıyı kınayarak uluslararası toplumu İsrail'e baskı yapmaya çağırdı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Tasarı, sadece Filistin'de değil tüm İslam dünyasında infiale yol açtı. Mısır, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün ve Malezya gibi ülkeler, İsrail'in bu adımını kınayan resmi açıklamalar yayımladı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi de konuyu gündemine almayı değerlendiriyor. Öte yandan, İsrail'deki bazı sivil toplum kuruluşları tasarının ayrımcılığı körüklediğini ve Yahudiler ile Müslümanlar arasında zaten kırılgan olan ilişkileri daha da gerdiğini belirtiyor. Tasarının Knesset'teki ilerleyişi, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in desteğiyle hız kazandı. Ben-Gvir, daha önce de Filistinlilere yönelik sert söylemleriyle tanınıyor. Ezan yasağı tasarısı, ayrıca İbrahim Anlaşmaları ile normalleşme sürecine giren körfez ülkelerinde de rahatsızlık yaratmış durumda.
Tarihsel olarak Kudüs, üç din için kutsal kabul edilen bir şehir olarak hassas bir dengede duruyor. Mescid-i Aksa, Müslümanlar için ilk kıble ve üçüncü kutsal mekân konumunda. Ezan yasağı girişimi, bu hassas dengeyi bozma potansiyeli taşıyor ve bölgede din temelli çatışmaları artırabilir. İsrail'deki Arap vatandaşlar da tasarıyı 'etnik temizlik benzeri bir düzenleme' olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği bir kez daha gündeme getiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce benzer girişimleri sert şekilde eleştirmişti. Türkiye, hem İslam İşbirliği Teşkilatı hem de Birleşmiş Milletler nezdinde Kudüs'ün statüsünü korumaya yönelik diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ezan yasağı tasarısının kabul edilmesi durumunda, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu ve Arap kamuoyundaki itibarını olumsuz etkileyecek bir adım olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, Türkiye'deki kamuoyu da bu konuda oldukça hassas; dolayısıyla hükümetin diplomatik kanallardan aktif bir muhalefet sergilemesi bekleniyor.