Malezya'nın sembolik 1 ringit (yaklaşık 0,25 dolar) karşılığında 2001 yılında satın alınan AirAsia, iki dekattan kısa sürede Asya'nın en tanınmış düşük maliyetli havayolu gruplarından biri haline geldi. Ancak şirket şimdi artan borç yükü ve yükselen yakıt maliyetlerinin baskısı altında. Kovid-19 salgınının yaralarını sarmaya çalışan grup, finansal sürdürülebilirlik için yeni stratejiler arıyor.
1 Ringitten Asya Devi'ne: AirAsia'nın Yükseliş Hikayesi
AirAsia'nın temelleri, Malezya devletine ait DRB-HICOM'un sahip olduğu, borç batağındaki küçük bir havayolu şirketine dayanıyor. 2001 yılında, dönemin holding yöneticisi Tony Fernandes, şirketi 1 ringit gibi sembolik bir bedelle satın aldı ve yanına eski bir havayolu yöneticisi olan Kamarudin Meranun'u alarak büyük bir dönüşüm başlattı. Şirketin ilk hamlesi, Malezya pazarında düşük maliyetli taşımacılık modelini benimsemek oldu. 2002'de filosunu genişleten AirAsia, kısa sürede Güneydoğu Asya'da yayılmaya başladı. 2004'te Tayland ve Endonezya'da ortak girişimler kuruldu; 2005'te Filipinler ve Vietnam'da da faaliyetler başladı. 2011'de AirAsia X ile uzun mesafe uçuşlara adım atan şirket, 2017'de dünyanın en iyi düşük maliyetli havayolu ödülünü üst üste 9. kez kazandı. 2019'a gelindiğinde grup, 20'den fazla ülkede 150'den fazla destinasyona uçuyor ve yılda 60 milyondan fazla yolcu taşıyordu.
Ancak bu hızlı büyüme, beraberinde yüksek borçlanmayı da getirdi. Şirket, uçak alımları ve altyapı yatırımları için ağırlıklı olarak kiralama ve borç finansmanı kullandı. 2019 sonunda AirAsia'nın toplam borcu 12 milyar ringiti (yaklaşık 2,9 milyar dolar) aşmıştı. Pandemi öncesi dönemde bile kârlılık dalgalı seyrediyordu; 2018'de 3,1 milyar ringit zarar açıklayan şirket, 2019'da 1,7 milyar ringit kâr elde etmişti.
Kovid-19'un Vurduğu Kanatlar ve Borç Sarmalı
2020'de patlak veren Kovid-19 salgını, havacılık sektörünü derinden sarstı. Sınırların kapanması ve seyahat kısıtlamaları nedeniyle AirAsia filosunun büyük bölümü yerde kaldı. Şirket, 2020'de 5,9 milyar ringit (1,4 milyar dolar) net zarar açıkladı. Gelirler %75'ten fazla düşerken, nakit akışı kritik seviyeye indi. Borç yükü 2021'de 15 milyar ringiti aştı. Şirket, ayakta kalmak için uçak siparişlerini ertelemek, personel çıkarmak ve sermaye artırımına gitmek zorunda kaldı. 2021'de 2,2 milyar ringitlik bir hak ediş programı düzenlendi. Ayrıca Malezya hükümetinden 500 milyon ringitlik kredi garantisi sağlandı.
2022'de seyahat kısıtlamalarının gevşemesiyle toparlanma başladı; ancak şirket hâlâ ağır borç yükü altında. 2023'te yakıt maliyetlerindeki artış ve Malezya ringitinin değer kaybı kârlılığı baskıladı. AirAsia, 2023'ün ilk yarısında 1,1 milyar ringit net zarar açıkladı. Borç/özkaynak oranı 2023 sonunda 4'ün üzerine çıktı. Şirket şimdi borç yeniden yapılandırması için alacaklılarla görüşüyor ve filo küçültmeye gidiyor. 2024'te 50 uçağı satmayı veya kiralamayı planlıyor.
Asya Havacılık Pazarında Dengeler Değişiyor
AirAsia'nın yaşadığı zorluklar, Asya-Pasifik havacılık pazarındaki rekabetin ve yapısal sorunların bir yansıması. Bölgede düşük maliyetli taşımacılık segmenti, pandemi sonrası hızla toparlanıyor ancak yakıt fiyatları ve jeopolitik gerilimler maliyetleri yukarı çekiyor. Singapur Airlines, Cathay Pacific ve VietJet gibi rakipler de benzer baskılarla karşı karşıya. AirAsia'nın borç sorunu, Malezya ekonomisi için de risk oluşturuyor; zira şirket ülkenin en büyük havayolu ve önemli bir istihdam kaynağı. Malezya hükümeti, stratejik öneme sahip bu şirketin çöküşünü engellemek için destek sinyalleri veriyor. Öte yandan, Çin'in seyahat talebini canlandırması ve bölgesel turizmin toparlanması, AirAsia için bir umut ışığı olabilir. Ancak şirketin borç yapılandırması başarısız olursa, Asya'daki havayolu ittifaklarında ve codeshare anlaşmalarında ciddi sarsıntılar yaşanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AirAsia'nın finansal sıkıntıları, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel havacılık ve ticaret ağları üzerinden dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türk Hava Yolları (THY), Asya-Pasifik bölgesinde genişleyen bir ağa sahip. AirAsia'nın küçülmesi, bölgedeki uçuş kapasitesini azaltarak THY için pazar payı fırsatları yaratabilir. Ayrıca Malezya'daki ekonomik istikrarsızlık, Türkiye'nin Güneydoğu Asya ile ticaretini ve yatırım ilişkilerini etkileyebilir. Malezya, Türkiye'nin ASEAN'daki önemli ortaklarından biri; havayolu sektöründeki dalgalanmalar, iki ülke arasındaki turizm ve ticaret hacmini sınırlayabilir. Öte yandan, AirAsia'nın uçak satışı veya kiralama planları, küresel uçak finansman piyasasında arz artışına yol açarak leasing maliyetlerini düşürebilir, bu da THY gibi havayolları için olumlu bir gelişme olabilir. Türkiye, havacılık sektöründe güçlü bir oyuncu olarak, Asya'daki bu tür krizleri yakından izlemeli.