Hindistan sivil havacılık otoriteleri, Air India'a ait bir yolcu uçağının Kerala eyaletindeki Kozhikode Havalimanı'na iniş sırasında pistten çıkarak parçalanmasıyla sonuçlanan kazayla ilgili soruşturmanın kokpit ses kayıt cihazının (CVR) çözümlenmesi ve pilotların psikolojik değerlendirmeleri üzerine son aşamaya girdiğini duyurdu. 7 Ağustos 2020'de meydana gelen kazada, Dubai'den 190 yolcu ve mürettebat taşıyan Boeing 737-800 tipi uçak, yoğun yağış altında iniş yaparken pisti aşarak bir vadiye yuvarlandı. Olayda 18 kişi hayatını kaybederken, 127 kişi yaralandı. Kazanın üzerinden geçen sürede, uçağın uçuş veri kayıt cihazı (FDR) ve kokpit ses kayıtları incelendi; pilotların eğitim geçmişi ve kaza öncesi psikolojik durumları da mercek altına alındı.
Kokpit Ses Kayıtları ve Psikolojik İnceleme
Soruşturma ekibi, kokpit ses kayıtlarını çözdükten sonra pilotların iniş öncesi ve sırasındaki iletişimlerini, uyarılara verdikleri tepkileri ve karar alma süreçlerini ayrıntılı olarak analiz etti. Kazada ölen Kaptan Deepak Sathe ve yardımcı pilot Akhilesh Kumar'ın, hava trafik kontrolüyle yaptıkları son görüşmeler ve kokpit içi diyaloglar, kazanın nedenine ışık tutacak kritik bilgiler içeriyor. Rapora göre, uçak inişe geçtiğinde yoğun yağış ve rüzgar koşulları nedeniyle pilotların karar verme sürecinde hatalar olabileceği değerlendiriliyor. Pilotların psikolojik değerlendirmelerinde ise, kaza öncesi dönemde aşırı iş yükü, uykusuzluk ve stres gibi faktörlerin performansı etkilemiş olabileceği belirtiliyor. Hindistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (DGCA), kazanın teknik nedenlerinin yanı sıra insan faktörü ve organizasyonel başarısızlıkları da kapsamlı bir şekilde araştırıyor.
Öte yandan, uçağın bakım kayıtlarında herhangi bir teknik arıza tespit edilmezken, Kozhikode Havalimanı'ndaki pist güvenlik alanının yetersizliği de sorgulanıyor. Havalimanı, tepelerle çevrili ve 'table top' (masa üstü) olarak adlandırılan yükseltilmiş bir pist yapısına sahip; benzer pistler daha önce de birçok kazaya yol açmıştı. Uzmanlar, bu tür pistlerde iniş sırasında herhangi bir hata durumunda uçağın duramama riskinin yüksek olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Air India'nın bu kazası, küresel havacılık sektöründe özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki güvenlik standartları konusunu yeniden gündeme taşıdı. Hindistan, son yıllarda hızlı bir havayolu büyümesi yaşarken, altyapı ve denetim eksiklikleri eleştiriliyor. Kazanın ardından Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), Hindistan'daki güvenlik denetimlerini artırmış, bazı bölgesel havayollarına ek eğitim ve prosedür güncellemesi talimatı vermişti. Özellikle Körfez ülkeleriyle Hindistan arasındaki yoğun uçuş trafiği, kazanın bölgesel etkisini artırıyor. Dubai merkezli havayolları, bu rotalarda benzer riskleri minimize etmek için pilot eğitim programlarını gözden geçirdi. Küresel çapta ise Boeing 737-800 modeli, birçok ülkede hala yoğun olarak kullanılıyor; olayın sektördeki güvenlik protokollerine etkisi olabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, havacılık sektöründe önemli bir merkez olmasına rağmen bu kaza doğrudan bir etki yaratmamıştır. Bununla birlikte, Türk Hava Yolları ve özel havayolları, benzer 'table top' pistlere sahip havalimanlarına (örneğin Trabzon, Rize-Artvin) uçuşlar düzenlemektedir. Kazadan çıkarılacak dersler, Türk sivil havacılık otoritelerinin bu pistlerdeki güvenlik prosedürlerini gözden geçirmesi açısından önemlidir. Ayrıca, Hindistan ve Türkiye arasındaki artan turizm ve ticaret hacmi, dolaylı olarak operasyonel riskleri artırabilir. Kobra pilot eğitimi ve stres yönetimi konularındaki uluslararası raporlar, Türk havacılık sektörü için de faydalı olacaktır.