Afrika kıtası, iklim değişikliğinin en yıkıcı etkileriyle karşı karşıya. Avrupa'daki sıcak hava dalgaları manşetleri süslerken, Sahel bölgesinde termometreler 50°C'yi zorluyor ve Batı Afrika'da şiddetli seller binlerce insanı yerinden ediyor. Bu hafta Spotlight on Africa programında, iklim değişikliğinin Afrika'daki yansımaları, çevresel adalet arayışı ve uyum çabalarının yetersizliği masaya yatırılıyor. Kıta, küresel emisyonların sadece %4'ünden sorumluyken, iklim krizinin en ağır yükünü taşıyor.
Afrika'da İklim Krizi: Sayılar ve Gerçekler
Afrika, iklim değişikliğinden en az sorumlu olan ancak en çok etkilenen kıta konumunda. Sahel bölgesinde sıcaklıklar 50°C'nin üzerine tırmanırken, Batı Afrika'da şiddetli yağışlar Nijer Nehri'nin taşmasına neden oldu. Nijerya, Mali, Nijer ve Çad'da on binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Afrika'da aşırı hava olayları nedeniyle her yıl milyonlarca insan yerinden ediliyor ve gıda güvencesi giderek azalıyor.
Özellikle kıtanın doğu ve güney bölgelerinde kuraklık, su kıtlığı ve tarımsal verim kaybı yaşanıyor. Etiyopya, Kenya ve Somali gibi ülkeler, art arda gelen kurak mevsimler nedeniyle kıtlık tehdidiyle yüzleşiyor. Bu durum, mevcut siyasi istikrarsızlık ve çatışmalarla birleşince insani krizi derinleştiriyor.
Fosil Yakıt Şirketlerine Karşı Hukuk Savaşı
İklim değişikliğinin etkileri artarken, Afrikalı topluluklar ve aktivistler fosil yakıt şirketlerine karşı hukuki mücadele başlatıyor. Nijerya'da Delta bölgesindeki topluluklar, Shell ve diğer petrol şirketlerine karşı çevre kirliliği ve insan hakları ihlalleri davaları açıyor. 2021 yılında Hollanda'da görülen bir davada, Shell'in Nijerya'daki faaliyetlerinden sorumlu olduğu ve tazminat ödemesi gerektiği hükmü verilmişti. Benzer şekilde, Uganda ve Tanzanya'da Doğu Afrika Ham Petrol Boru Hattı (EACOP) projesine karşı yerli halklar ve çevre örgütleri ulusal ve uluslararası mahkemelerde dava açıyor.
Afrikalı aktivistler, fosil yakıt şirketlerinin kıtadaki yatırımlarının iklim krizini derinleştirdiğini ve yerel toplulukların yaşam alanlarını yok ettiğini savunuyor. Güney Afrika'da, kömüre bağımlı enerji politikalarına karşı düzenlenen protestolar, temiz enerji geçişinin hızlandırılması çağrılarını beraberinde getiriyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Adil Dönüşüm Mümkün mü?
Afrika'nın iklim adaleti mücadelesi, sadece kıtanın değil, tüm dünyanın gündeminde. Zengin ülkeler, 2009 yılında Kopenhag'da verdikleri yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansmanı sözünü hâlâ tam olarak yerine getiremedi. Bu durum, Afrika ülkelerinin temiz enerji yatırımları ve uyum projeleri için gerekli kaynaklara erişimini kısıtlıyor.
Afrika Birliği, iklim değişikliğiyle mücadelede ortak bir duruş sergilemeye çalışıyor. Kıta, yenilenebilir enerji potansiyeli açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biri. Güneş enerjisi kapasitesi 10 teravatın üzerinde olan Afrika, doğru politikalar ve yatırımlarla hem enerji ihtiyacını karşılayabilir hem de küresel emisyonları azaltmaya katkı sağlayabilir. Ancak, uluslararası finansmanın yetersizliği ve büyük fosil yakıt şirketlerinin lobi faaliyetleri dönüşümü yavaşlatıyor.
COP28'de Afrika ülkeleri, kayıp ve zarar fonunun işlevsel hale getirilmesini ve gelişmekte olan ülkelere adil finansman sağlanmasını talep etti. Bu talep, iklim adaleti mücadelesinin küresel boyutunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afrika'daki iklim krizi ve adalet mücadelesi, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası açısından önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Türkiye, Sahra Altı Afrika'da artan ticari ve diplomatik ilişkileriyle, iklim dostu teknolojiler, yenilenebilir enerji ve altyapı projelerinde iş birliği yaparak bölgesel etkisini artırabilir. Ayrıca, Türk sivil toplum kuruluşları ve insani yardım kurumları, kıtadaki iklim kaynaklı afetlere müdahalede aktif rol oynayabilir. Öte yandan, Türkiye'nin fosil yakıt bağımlılığı ve enerji ithalatı, iklim politikalarını gözden geçirmesini gerektiriyor. Afrika'daki gelişmeler, küresel iklim adaleti taleplerinin arttığı bir dönemde Türkiye'nin uluslararası pozisyonunu yeniden değerlendirmesi için bir uyarı niteliği taşıyor.