Dünya Risk Anketi'nin (World Risk Poll) 140 ülkede 143 bin kişiyle yaptığı araştırmaya göre, Kuzey Afrika afet dirençliliğinde beş puan, Güney Afrika ise dört puan artış göstererek dünyanın en hızlı ilerlemesini kaydetti. Artışın arkasında yaygınlaşan internet erişimi ve hane halkı düzeyinde afet hazırlığının güçlenmesi yatıyor. Ancak aynı araştırma, son beş yılda afetlerden etkilenen 220 milyon kişinin hiçbir uyarı almadığını ortaya koydu.
Araştırmanın arka planı ve yöntemi
Dünya Risk Anketi, Lloyd's Register Foundation tarafından desteklenen ve dünya genelinde afet risk algısını ölçen kapsamlı bir çalışma. 140 ülkeden 143 bin kişiyle gerçekleştirilen anket, afetlere karşı dirençlilik konusunda ülkeler arası karşılaştırma yapma imkânı sunuyor. Araştırma kapsamında katılımcılara afet uyarı sistemlerine erişim, afet hazırlığı ve afet sonrası toparlanma kapasitesi gibi konularda sorular yöneltildi.
Elde edilen sonuçlara göre Kuzey Afrika bölgesi, afet dirençlilik endeksinde beş puanlık bir artış gösterdi. Bu artışta özellikle internet erişiminin yaygınlaşması ve hane halklarının afetlere karşı daha fazla hazırlık yapması etkili oldu. Benzer şekilde Güney Afrika bölgesi de dört puanlık bir iyileşme kaydetti. Bu iki bölge, dünya genelinde afet dirençliliğinde en hızlı artışı gösteren bölgeler olarak öne çıktı.
Ancak araştırmanın çarpıcı bir bulgusu daha var: Son beş yıl içinde afetlerden etkilenen 220 milyon kişi, herhangi bir erken uyarı almadı. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkelerde erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması ve etkin hale getirilmesi gerektiğini gözler önüne seriyor. Uzmanlar, erken uyarı sistemlerine yapılan yatırımların afetlerin yol açtığı can kayıplarını ve ekonomik zararları önemli ölçüde azaltabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Afrika kıtası, iklim değişikliğinin etkilerine en açık bölgelerden biri. Kuraklık, sel, sıcak hava dalgaları ve tropikal fırtınalar gibi afetler, kıta genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. Bu bağlamda afet dirençliliğindeki artış, kıta için olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak uzmanlar, artışın hızına rağmen hâlâ kat edilmesi gereken uzun bir yol olduğunu vurguluyor.
Dünya genelinde afet dirençliliği konusunda önemli farklılıklar bulunuyor. Gelişmiş ülkelerde erken uyarı sistemleri ve afet hazırlığı daha yaygınken, gelişmekte olan ülkelerde bu sistemler yetersiz kalabiliyor. Özellikle internet erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde afet uyarılarının halka ulaştırılması zorlaşıyor. Bu nedenle internet altyapısının güçlendirilmesi, afet dirençliliğinin artırılmasında kilit rol oynuyor.
Öte yandan, 220 milyon kişinin uyarı almaması, erken uyarı sistemlerinin sadece teknolojik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel boyutlarının da olduğunu gösteriyor. Uyarıların yerel dillere çevrilmesi, topluluk liderleri aracılığıyla yayılması ve halkın afet bilincinin artırılması gerekiyor. Bu konuda sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşlar çeşitli projeler yürütüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afrika'da afet dirençliliğinin artması, küresel afet riskinin azaltılması açısından olumlu bir gelişme. Türkiye, son yıllarda Afrika'da insani yardım ve kalkınma işbirliklerini artıran bir ülke olarak, bu süreçte rol oynayabilir. Özellikle erken uyarı sistemleri ve afet yönetimi konusundaki deneyimini paylaşarak Afrika ülkelerine destek olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi afet dirençliliği konusundaki çalışmaları da bu tür uluslararası araştırmalardan dersler çıkarabilir. 220 milyon kişinin uyarı almaması, erken uyarı sistemlerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor; Türkiye'nin bu alandaki yatırımları hem ulusal güvenlik hem de uluslararası işbirliği açısından kritik.