2025 yılında küresel ormansızlaşma hızı genel olarak yavaşlama eğilimi gösterirken, Afrika'nın Kongo Havzası'nda orman kaybı endişe verici boyutlara ulaştı. Yeni yayınlanan bir araştırmaya göre, geçen yıl dünya genelinde yaklaşık 7 milyon hektar orman alanı kalıcı olarak yok oldu; bu, İrlanda Cumhuriyeti'nin yüzölçümüne eşdeğer bir büyüklük. Uzmanlar, küresel ölçekteki yavaşlamaya rağmen Kongo Havzası'ndaki artışın biyolojik çeşitlilik ve iklim dengesi açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor.
Ormansızlaşmanın Arka Planı
Araştırmaya göre, 2025'te orman kaybı önceki yıllara kıyasla bazı bölgelerde azalma gösterdi. Özellikle Güneydoğu Asya ve Güney Amerika'nın bazı kesimlerinde uygulanan koruma politikaları ve sürdürülebilir arazi yönetimi çabaları olumlu sonuç verdi. Brezilya'da Amazon yağmur ormanlarındaki kayıp oranı bir miktar geriledi. Ancak bu olumlu tabloya karşın, Kongo Havzası'nda durum tersine döndü; bölgede ormansızlaşma hızı geçen yıla göre belirgin şekilde arttı.
Kongo Havzası, dünyanın en büyük tropikal orman ekosistemlerinden biri olup, binlerce bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki orman kaybının başlıca nedenleri arasında tarım alanı açma, kaçak ağaç kesimi, madencilik faaliyetleri ve altyapı projeleri yer alıyor. Özellikle küçük ölçekli çiftçilerin ormanları tarım arazisine dönüştürmesi ve yasal düzenlemelerin yetersizliği, kaybın artmasında etkili oldu. Ayrıca bölgedeki siyasi istikrarsızlık ve yönetişim sorunları, etkin koruma önlemlerinin alınmasını zorlaştırıyor.
Uzmanlar, Kongo Havzası'ndaki artışın sadece bölgesel değil, küresel iklim hedefleri açısından da kritik olduğunu belirtiyor. Tropikal ormanlar, karbon yutakları olarak iklim değişikliğiyle mücadelede hayati rol oynuyor. Kongo Havzası'ndaki kayıp, atmosfere salınan karbon miktarını artırarak küresel ısınmayı hızlandırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kongo Havzası, Amazon'dan sonra dünyanın en büyük ikinci tropikal ormanı konumunda. Yaklaşık 200 milyon hektarlık bir alanı kaplayan havza, 10 Afrika ülkesini kapsıyor ve 80 milyondan fazla insanın geçim kaynağı. Ormanlar, bölge halkı için gıda, yakıt, ilaç ve barınma malzemesi sağlıyor. Ancak artan nüfus baskısı ve ekonomik kalkınma ihtiyacı, ormanlar üzerindeki baskıyı artırıyor.
Küresel ölçekte ise ormansızlaşma eğilimi karışık bir tablo çiziyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, son on yılda orman kaybı hızı yavaşladı, ancak hala endişe verici düzeyde. 2025'teki 7 milyon hektarlık kayıp, küresel orman alanının yaklaşık yüzde 0,2'sine denk geliyor. Bilim insanları, 2030'a kadar ormansızlaşmayı durdurma hedefine ulaşmak için mevcut çabaların yetersiz olduğunu belirtiyor.
Uluslararası toplum, Kongo Havzası'ndaki artışa karşı daha etkili önlemler alınması çağrısında bulunuyor. Avrupa Birliği'nin ormansızlaşmaya yol açan ürünlerin ithalatını kısıtlayan düzenlemeleri gibi adımlar, küresel ticaret zincirlerini etkileyebilir. Ancak gelişmekte olan ülkeler, ekonomik kalkınma ile çevre koruma arasında denge kurmakta zorlanıyor. Kongo Havzası ülkeleri, uluslararası finansal destek ve teknoloji transferi olmadan etkin koruma sağlamanın güç olduğunu savunuyor.
Önümüzdeki dönemde, ormansızlaşma ile mücadelede bölgesel işbirliği ve sürdürülebilir arazi yönetimi politikalarının önemi artacak. Uydu teknolojileri ve yerel toplulukların katılımıyla yürütülen izleme programları, kayıpların tespiti ve önlenmesinde kritik rol oynayabilir. Ancak Kongo Havzası'ndaki artışın durdurulması, ancak kapsamlı sosyoekonomik politikalar ve uluslararası işbirliğiyle mümkün görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kongo Havzası'ndaki ormansızlaşma artışı, küresel iklim değişikliğiyle mücadeleyi olumsuz etkileyerek Türkiye'yi de dolaylı yoldan etkiliyor. Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor; sıcaklık artışı, kuraklık ve orman yangınları riskini artırıyor. Tropikal orman kaybı, küresel karbon salınımını artırarak Türkiye'nin karşı karşıya olduğu iklim risklerini derinleştirebilir. Ayrıca Türkiye, son yıllarda Afrika ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkilerini güçlendiriyor; Kongo Havzası'ndaki istikrarsızlık ve çevresel bozulma, bölgedeki Türk yatırımları ve ticari faaliyetler için risk oluşturabilir. Türkiye'nin yeşil mutabakat sürecine uyum çabaları ve orman koruma deneyimi, uluslararası işbirliklerinde kullanılabilir.