Afganistan'da yönetimi elinde bulunduran Taliban, Avrupa Birliği (AB) yetkilileriyle nadir görülen bir temas gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Görüşmenin kapalı kapılar ardında yapılacağı ve ana gündem maddesinin Afganistan’dan AB ülkelerine yönelen göç dalgası olacağı bildirildi. Kaynaklara göre, Afganlar halihazırda AB'ye sığınma başvurusunda bulunan en büyük gruplardan birini oluşturuyor. Bu durum, hem insani boyutuyla hem de AB üyesi ülkelerdeki siyasi tartışmaları alevlendirmesiyle dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Taliban'ın Ağustos 2021'de Kabil'i ele geçirmesinin ardından ülke genelinde uyguladığı katı İslami kurallar, özellikle kadın hakları konusunda uluslararası toplumun tepkisini çekmişti. Birçok Batılı ülke Taliban'ı resmen tanımazken, Afganistan'daki insani kriz derinleşiyor. BM verilerine göre, 2023 yılında Afganistan'dan kaçanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 40 arttı. Ekonomik çöküş, kuraklık ve temel hakların kısıtlanması, Afganları göçe zorlayan başlıca etkenler arasında. AB ise bu göç dalgasını yönetmekte zorlanıyor; bazı üye ülkeler sınır kontrollerini sıkılaştırırken, diğerleri insani koruma sağlama konusunda isteksiz davranıyor. Taliban yönetimi, AB nezdinde meşruiyet kazanma arayışında olup, uluslararası yardımların yeniden başlaması için diplomatik temasları artırmaya çalışıyor.
Görüşmenin ayrıntıları henüz netleşmiş değil. Ancak diplomatik kaynaklar, toplantının Brüksel'de AB Dış İlişkiler Servisi (EEAS) yetkilileri ile Taliban'ın Kabil'deki geçici hükümetinden üst düzey bir heyet arasında gerçekleşeceğini belirtiyor. Tarafların, sığınmacıların geri kabulü, insani yardım koridorları ve terörle mücadele iş birliği gibi konuları ele alması bekleniyor. Taliban'ın daha önce ABD ve Çin ile yaptığı benzer görüşmelerden farklı olarak, bu buluşmanın daha düşük profilli olması, AB'nin Taliban'ı tanımama politikasını sürdürdüğüne işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Afganistan'daki istikrarsızlık, yalnızca AB için değil, aynı zamanda komşu ülkeler için de ciddi güvenlik ve ekonomik tehdit oluşturuyor. Pakistan ve İran, milyonlarca Afgan mülteciye ev sahipliği yaparken, Orta Asya ülkeleri Taliban'ın radikal ideolojisinin bölgeye sıçramasından endişe ediyor. Rusya ve Çin ise Taliban'la pragmatik ilişkiler geliştirirken, bu durum Batı ile yeni bir rekabet alanı yaratıyor. AB'nin Taliban'la diyaloğu, aynı zamanda uluslararası toplumun terör örgütleriyle iş birliği yapmakla suçladığı bir gruba meşruiyet kazandırma riskini de barındırıyor. Öte yandan, Afgan kadınlarının durumu ve insan hakları ihlalleri, bu tür bir görüşmenin etik boyutunu sorgulatıyor. İnsan hakları örgütleri, AB'yi Taliban'la herhangi bir anlaşma yapmadan önce somut reform şartı koşmaya çağırıyor. Görüşmenin sonuçları, AB'nin göç politikası ve Afganistan'a yönelik gelecek stratejisi açısından belirleyici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan'daki insani krizden coğrafi yakınlığı ve tarihsel bağları nedeniyle doğrudan etkileniyor. 2021'den bu yana yaklaşık 150 bin Afgan sığınmacı Türkiye'ye geçiş yaptı. AB-Taliban görüşmeleri, Türkiye'nin düzensiz göçle mücadelesinde yeni bir boyut ekleyebilir. Zira AB'nin Taliban'la sığınmacı geri kabulü konusunda anlaşması, Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ancak aynı zamanda Türkiye, Taliban'la ilişkilerini dengelemek zorunda; bir yandan Kabil'deki büyükelçiliğini açık tutarken, diğer yandan kadın hakları konusundaki endişelerini dile getiriyor. Bu görüşme, Türkiye'nin bölgedeki arabulucu rolünü yeniden öne çıkarabilir. Türk dış politikası için önemli olan, bu diyaloğun Türkiye'nin güvenlik ve göç politikalarına olumlu yansımasını sağlamaktır.