Almanya'da bugün iki eyalette sandık başına gidiliyor: Başkent Berlin ve kuzeydoğudaki Mecklenburg-Batı Pomeranya. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD), iki hafta önce Saksonya-Anhalt'ta elde ettiği tarihi zaferin ardından oyunu daha da artırmayı hedefliyor. Ancak AfD'nin Berlin'de iktidara gelme ihtimali gerçekçi görünmüyor. Başbakan Friedrich Merz için bu seçim, federal hükümetin ilk büyük sınavı olacak.
Seçimlerin Arka Planı ve Beklentiler
Almanya'da koalisyon hükümeti, geçtiğimiz yıl yapılan federal seçimlerin ardından göreve gelmişti. Ancak ekonomik durgunluk, enerji krizi ve göç tartışmaları hükümetin popülaritesini eritiyor. AfD, özellikle doğu eyaletlerinde yükselişini sürdürüyor. Saksonya-Anhalt'ta iki hafta önce yapılan eyalet seçimlerinde AfD, %30'un üzerinde oy alarak bölgedeki en güçlü parti konumuna yükselmişti. Bu sonuç, Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı sonrası siyasi tarihinde aşırı sağcı bir partinin ilk kez bir eyalette birinci olması anlamına geliyordu.
Bugünkü seçimlerde ise gözler Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya'da. Berlin, 3,7 milyon seçmeniyle Almanya'nın en kalabalık eyaleti ve sol partilerin kalesi olarak biliniyor. Ancak son anketler, AfD'nin başkentte de oyunu artırdığını gösteriyor. Yine de Berlin'de Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Sol Parti'nin oluşturduğu geniş bir koalisyonun AfD'yi iktidardan uzak tutması bekleniyor.
Mecklenburg-Batı Pomeranya ise daha kritik bir eyalet. 1,6 milyon seçmenin bulunduğu bu kuzeydoğu eyaleti, halihazırda SPD ve CDU koalisyonu tarafından yönetiliyor. AfD'nin burada da birinci parti olması durumunda, Merz hükümeti üzerindeki baskı artacak. Anketler, AfD'nin %25-30 bandında olduğunu, iktidardaki partilerin ise oy kaybettiğini gösteriyor. Seçim sonuçları, Almanya'nın federal siyasetini de doğrudan etkileyecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Almanya, Avrupa Birliği'nin en büyük ekonomisi ve siyasi ağırlığı en yüksek üyesi. Bu nedenle eyalet seçimleri bile Avrupa genelinde yankı uyandırıyor. AfD'nin yükselişi, yalnızca Almanya'da değil, Fransa, İtalya, Hollanda gibi ülkelerde de aşırı sağın güçlenmesiyle paralellik gösteriyor. Avrupa'da ana akım partiler, göç, ekonomik güvenlik ve iklim politikaları konusunda seçmen desteğini kaybediyor.
Özellikle Ukrayna savaşı ve Rusya'ya yönelik yaptırımlar, Almanya'nın enerji maliyetlerini artırdı ve sanayi üretimini olumsuz etkiledi. Bu durum, seçmenlerin radikal partilere yönelmesinde önemli bir faktör. AfD, Rusya ile daha yakın ilişkiler kurulmasını ve yaptırımların kaldırılmasını savunuyor. Bu söylem, özellikle doğu eyaletlerinde karşılık buluyor.
Berlin'de ise seçim sonuçları ne olursa olsun, AfD'nin yönetime gelmesi beklenmiyor. Ancak güçlü bir muhalefet olarak eyalet parlamentosunda daha fazla sandalye kazanması, federal düzeydeki siyasi dengeleri etkileyecek. Merz hükümeti, ekonomik reformlar ve göç politikası konusunda daha sert önlemler almak zorunda kalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki seçim sonuçları, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. AfD'nin yükselişi, Almanya'nın göç ve vatandaşlık politikalarında daha da sertleşmesine yol açabilir; bu da Türk kökenli göçmenler ve Türkiye ile AB ilişkileri açısından olumsuz yansıyabilir. Öte yandan, zayıflayan bir Merz hükümeti, Türkiye-AB ilişkilerinde daha temkinli adımlar atabilir. AfD'nin Rusya yanlısı tutumu ise Avrupa'nın güvenlik mimarisini etkileyerek Türkiye'nin NATO içindeki konumunu güçlendirebilir. Ekonomik olarak, Almanya'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağıyla olan ilişkilerini de sarsabilir.