Fransa'nın başkenti Paris başta olmak üzere ülke genelinde binlerce kişi, polise silah kullanımında geniş yetki tanıyan ve muhalefetin 'öldürme izni' olarak nitelendirdiği yasa tasarısına karşı yürüdü. Tasarı, polisin ateşli silah kullanımını gerekçelendirmek zorunda kalmadan ateş etmesine olanak tanıyor ve şu anda Senato'da oylanmayı bekliyor. Ülke çapında düzenlenen protestolarda, tasarının güvenlik güçlerine hesap verebilirlikten muafiyet sağlayacağı ve polis şiddetini artıracağı vurgulandı.
Yasa Tasarısının Getirdikleri ve Tartışmalar
Söz konusu yasa tasarısı, polisin silah kullanımını düzenleyen mevcut yasada değişiklik öngörüyor. Tasarıya göre, polis memurları, "kendilerinin veya başkalarının hayatını korumak" amacıyla silah kullanmaları durumunda, kullandıkları gücün orantılı olduğunu kanıtlamak zorunda kalmayacak. Muhalefet partileri, insan hakları örgütleri ve sendikalar, bu düzenlemenin polise "öldürme izni" verdiğini savunuyor. Tasarı, Fransa'da 2017'de yürürlüğe giren ve polisin silah kullanımını kolaylaştıran yasanın ardından gelen en kapsamlı değişiklik olarak görülüyor. O dönemde de benzer endişeler dile getirilmiş, ancak yasa kabul edilmişti. Şimdi ise yeni tasarı, polisin ateş etme yetkisini daha da genişletiyor ve soruşturma süreçlerini sınırlandırıyor.
Protestocular, son yıllarda Fransa'da polis şiddeti vakalarının arttığını ve bunların büyük çoğunluğunun cezasız kaldığını belirtiyor. Özellikle banliyölerde yaşayan göçmen kökenli gençlerin polis tarafından hedef alındığı, sarı yelekliler hareketi sırasında da polisin orantısız güç kullandığı iddiaları var. İnsan hakları kuruluşları, yeni tasarının bu tür vakaları daha da artıracağı uyarısında bulunuyor. Hükümet ise tasarının polisin işini kolaylaştıracağını ve terörle mücadelede önemli bir adım olduğunu savunuyor. İçişleri Bakanı, tasarının polisin kendini savunması için gerekli olduğunu ve suçluların cezasız kalmayacağını ifade etti.
Protestoların Boyutu ve Siyasi Yansımaları
Paris'teki yürüyüşe sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve sol partilerin yanı sıra sarı yeleklilerin de katıldığı gözlendi. Polis, ülke genelinde on binlerce kişinin katıldığını tahmin ediyor. Başkentteki yürüyüş sırasında zaman zaman gerginlik yaşandı; polis göz yaşartıcı gaz kullanarak kalabalığı dağıtmaya çalıştı. Gözaltına alınanlar olduğu bildirildi. Protestoların barışçıl geçtiği diğer şehirlerde ise sloganlar atıldı, pankartlar taşındı. Eylemciler, tasarının Senato'dan geçmesi durumunda Anayasa Konseyi'ne başvuracaklarını açıkladı. Muhalefet, tasarının Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un reform programının bir parçası olduğunu ve polis devletine doğru bir adım olduğunu öne sürüyor. Öte yandan, 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde güvenlik konusu ön plana çıkmış, Macron polis güçlerine daha fazla destek sözü vermişti. Bu tasarı, o vaadin bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.
Fransa'da polis şiddeti ve güvenlik yasaları uzun süredir tartışma konusu. 2020'de ırkçılık ve polis şiddeti karşıtı gösteriler düzenlenmiş, ancak hükümet güvenlik güçlerine yönelik eleştirileri reddetmişti. Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar da Fransa'yı polis şiddeti konusunda uyarmıştı. Yeni tasarının kabul edilmesi halinde, Fransa'da polisin silah kullanımına ilişkin denetim mekanizmalarının zayıflayacağı ve bunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınabilecek davaları beraberinde getirebileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki bu gelişme, Avrupa'da güvenlik politikaları ile temel hak ve özgürlükler arasındaki dengenin nasıl kurulacağına dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, AB üyelik sürecinde ve genel olarak Avrupa ile ilişkilerinde insan hakları ve demokrasi standartlarını yakından takip ediyor. Fransa gibi bir AB ülkesinde polise geniş yetkiler tanınması, Türkiye'nin kendi iç güvenlik reformlarına ilişkin tartışmalarda referans olarak kullanılabilir. Ayrıca, Fransa'da yaşayan Türk toplumu ve göçmen kökenli bireyler de bu tür yasalardan etkilenebilir. Türkiye, Avrupa'daki gelişmeleri izlerken, kendi vatandaşlarının haklarını korumaya yönelik diplomatik girişimlerde bulunabilir. Öte yandan, bu tür yasaların AB içinde yarattığı gerilim, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir gündem maddesi oluşturabilir.