Yemen'in geçici başkenti Aden'de, uluslararası alanda tanınan hükümetin kullandığı saraya Perşembe günü düzenlenen Husi füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısında en az beş kişi hayatını kaybetti, 16 kişi yaralandı. Yetkililer, saldırının ardından bölgede güvenlik önlemlerinin artırıldığını bildirdi.
Saldırının ayrıntıları ve arka plan
Husi milislerinin Aden'deki başkanlık sarayına yönelik düzenlediği saldırı, Yemen'deki iç savaşın seyrinde önemli bir tırmanma olarak değerlendiriliyor. Saldırı, füze ve İHA kullanılarak gerçekleştirildi; henüz hiçbir grup sorumluluğu üstlenmedi ancak Husiler, geçmişte benzer saldırıları üstlenmişti. Aden, 2014 yılında başkent Sanaa'nın Husi kontrolüne geçmesinin ardından hükümetin geçici merkezi haline gelmişti. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'ten bu yana Husi'lere karşı mücadele ettiği ülkede, Birleşmiş Milletler'in arabuluculuğunda varılan ateşkes 2022'de sona ermiş olsa da çatışmalar aralıklarla sürüyor.
Saray, Yemen Devlet Başkanı Rashad al-Alimi ve hükümet yetkilileri tarafından kullanılıyor. Saldırıda hayatını kaybedenlerin kimlikleri henüz açıklanmadı; ancak görgü tanıkları, patlamaların ardından bölgede büyük panik yaşandığını ve çok sayıda ambulansın olay yerine sevk edildiğini belirtti. Yemen hükümeti saldırıyı kınayarak uluslararası toplumu Husi'lere karşı daha sert önlemler almaya çağırdı.
Bölgesel ve küresel boyut
Husi saldırıları, Yemen iç savaşının yanı sıra bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. İran'ın desteklediği Husiler, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkelerinin yanı sıra ABD ve Birleşik Krallık'ın da hedefi haline gelmiş durumda. Son aylarda Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik Husi saldırıları, küresel deniz ticaretini tehdit ediyor ve enerji fiyatlarını yukarı çekiyor. Aden'e düzenlenen bu son saldırı, Husilerin askeri kapasitesini koruduğunu ve hatta artırdığını gösteriyor. BM Güvenlik Konseyi, Yemen'deki çatışmaların siviller üzerindeki yıkıcı etkisini vurgulayarak taraflara itidal çağrısı yapmıştı. Uluslararası toplum, Yemen'de kapsamlı bir barış anlaşması için çabalarını sürdürüyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler süreci zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte bölgesel istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Husi saldırıları, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin deniz ticaretini ve enerji arz güvenliğini riske atıyor. Ayrıca Yemen'deki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz ve Körfez'deki güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin diplomatik manevra alanını daraltabilir. Türkiye, bölgede barış ve istikrarın sağlanması için diyalog çağrılarını sürdürürken, insani yardımlar da kritik önem taşıyor.