Hint-Pasifik bölgesinde ABD'nin liderliği sorgulanırken, bölgesel güçlerin Çin'in yükselişi karşısında tek başlarına caydırıcı olup olamayacağı tartışılıyor. Son yıllarda ABD'nin stratejik önceliklerinin değişmesi, özellikle Avrupa'daki güvenlik krizleri ve Orta Doğu'daki angajmanları, Asya-Pasifik müttefikleri arasında endişe yaratıyor. Japonya, Avustralya ve Hindistan gibi ülkeler, QUAD (Dörtlü Diyalog) çerçevesinde iş birliğini derinleştiriyor ancak ABD'nin askeri ve ekonomik ağırlığı olmadan etkili bir caydırıcılık sağlanıp sağlanamayacağı belirsizliğini koruyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hint-Pasifik kavramı, Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD öncülüğünde şekillenen bir güvenlik mimarisine dayanıyor. Ancak Çin'in Belt and Road Initiative (Kuşak ve Yol Projesi) ve askeri modernizasyonu, bölgesel dengeyi değiştirdi. ABD'nin 2021'de Afganistan'dan çekilmesi ve Tayvan'a yönelik belirsiz taahhütleri, müttefiklerin güvenini sarstı. Aynı zamanda Çin, Güney Çin Denizi'ndeki yapay ada inşaatları ve askeri varlığını artırarak bölgesel hegemonyasını pekiştiriyor.
Japonya, savunma harcamalarını GSYİH'nın %2'sine çıkarma kararı alırken, Avustralya nükleer denizaltı programıyla dikkat çekiyor. Hindistan ise Çin sınırında yaşanan çatışmaların ardından Pasifik'teki varlığını artırıyor. Ancak bu ülkelerin lojistik kapasiteleri, istihbarat paylaşımı ve ortak tatbikatları ABD'ninkilerle kıyaslanamaz düzeyde.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin geri çekilmesi, sadece askeri değil ekonomik sonuçlar da doğuracaktır. Çin, bölgedeki ticaret ağlarını derinleştirirken, RCEP (Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık) gibi anlaşmalarla alternatif bir ekonomik blok oluşturuyor. Öte yandan Avrupa Birliği'nin Hint-Pasifik stratejisi henüz emekleme aşamasında. Fransa'nın denizaşırı toprakları üzerinden bölgeye ilgisi olsa da, kapsamlı bir Avrupa varlığından söz etmek güç.
Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle Asya'ya yönelmesi, Çin'e yakınlaşmasını beraberinde getirdi. Bu durum, ABD merkezli ittifak sistemlerini daha da zorluyor. Ayrıca ASEAN ülkeleri, büyük güçler arasında denge politikası izlerken, Çin'e bağımlılıkları artıyor. Tayvan'ın güvenliği konusunda ise ABD'nin net bir taahhüdü bulunmamakla birlikte, Japonya ve Avustralya'nın savunma iş birliği artıyor ancak yine de yetersiz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin çok kutuplu dünya vizyonuyla örtüşmekle birlikte, Ankara'nın bölgeye doğrudan müdahil olmasını gerektirmiyor. Ancak Çin'in artan etkisi, Türkiye'nin Orta Asya ve Afrika'daki ekonomik çıkarlarını etkileyebilir. Ayrıca Hint-Pasifik'teki güç boşluğu, Türkiye'nin savunma sanayi ihracatı için yeni fırsatlar yaratabilir. NATO'nun yeni stratejik konseptinde Hint-Pasifik'e vurgu yapması, Türkiye'nin ittifak içindeki konumunu da şekillendirecektir.