ABD Başkanı Donald Trump’ın Savunma Bakanı Pete Hegseth, NATO müttefiklerine yönelik beklenmedik bir sertlikte eleştiriler yöneltti. Brüksel’de düzenlenen NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nda konuşan Hegseth, ittifakı “kâğıttan kaplan” olarak tanımlarken, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının kapsamlı bir şekilde gözden geçirileceğini duyurdu. Bu açıklama, NATO içinde uzun süredir devam eden savunma harcamaları tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı: Savunma harcamaları krizi
Hegseth, konuşmasında özellikle Almanya, Fransa ve İtalya gibi büyük Avrupa ekonomilerine yüklenerek, bu ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYH) yüzde 2’sini savunmaya ayırma taahhüdünü yerine getirmediğini vurguladı. “NATO’nun geleceği, üyelerin ciddiye almasına bağlıdır” diyen Hegseth, “ABD, dünyanın polisi olmaya devam edemez. Avrupalı müttefiklerimiz kendi güvenliklerine daha fazla yatırım yapmak zorundadır” ifadelerini kullandı.
Trump yönetiminin savunma bütçesi teklifinde, Avrupa’daki ABD askeri varlığının azaltılmasına yönelik maddelerin bulunduğu biliniyor. Şu anda Avrupa’da yaklaşık 100 bin Amerikan askeri bulunurken, bu sayının önümüzdeki yıllarda 30 bine kadar düşebileceği belirtiliyor. Hegseth’in açıklamaları, Almanya ve Fransa’dan sert tepki çekti. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, “NATO dayanışması tek taraflı yükümlülükler değil, ortak bir sorumluluktur” dedi.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa’da güvenlik paradigması değişiyor mu?
Hegseth’in çıkışı, sadece savunma harcamalarıyla sınırlı kalmadı. ABD Savunma Bakanı, NATO’nun Doğu Avrupa’daki caydırıcılık kabiliyetini de sorguladı. “Rusya tehdidine karşı NATO’nun hazırlığı yetersiz. Bu bir kâğıttan kaplan gibi” diyen Hegseth, ittifakın hızlı tepki kuvvetlerinin ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Avrupa Birliği (AB) ise bu eleştirilere kendi savunma girişimleriyle yanıt vermeye çalışıyor. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, “Avrupa’nın güvenliğini ABD’nin omuzlarına yıkmak yerine, kendi savunma kapasitemizi artırmalıyız” açıklamasında bulundu. Ancak Avrupa ülkelerinin bütçe kısıtlamaları ve siyasi irade eksikliği, bu hedefe ulaşmayı zorlaştırıyor.
Uzmanlar, Hegseth’in sözlerinin NATO’nun 75 yıllık tarihindeki en ciddi krizlerden birini işaret ettiğini belirtiyor. Atlantik Konseyi analistlerinden Rachel Ellehuus, “Bu retorik, transatlantik bağların kopma noktasına geldiğini gösteriyor. Avrupa, kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk almak zorunda kalacak” yorumunu yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin NATO içindeki konumunu doğrudan etkileyebilir. Türkiye, GSYH’sinin yüzde 2’sinden fazlasını savunmaya ayıran birkaç NATO ülkesinden biri olarak, Hegseth’in eleştirilerinin hedefinde değil. Ancak ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltması, Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki güç dengesini değiştirebilir. Türkiye, bu boşluğu doldurmak için daha aktif bir rol üstlenmek zorunda kalabilir. Öte yandan, NATO içindeki bu gerilim, Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini dengeleme stratejisini karmaşıklaştırabilir. Ankara, hem ittifak dayanışmasını korumak hem de kendi çıkarlarını gözetmek arasında ince bir çizgide yürümek durumunda.