İran'da son dönemde artan jeopolitik gerilimler, rejim içindeki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. Uzmanlara göre, uzun süredir devam eden çatışma ortamı, İslam Cumhuriyeti'nin sertlik yanlısı kanadını güçlendirdi. Ancak paradoksal bir şekilde, olası bir barış süreci rejimi bölünme riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Bu ikilem, Tahran'ın dış politikasının temel çelişkisini oluşturuyor.
Çatışma Ortamı Sertlik Yanlılarını Nasıl Güçlendirdi?
İran'daki siyasi yapı, uzun yıllardır süren yaptırımlar ve bölgesel çatışmalarla şekillendi. Devrim Muhafızları Ordusu ve ona bağlı ekonomik çıkar grupları, savaş ekonomisinden besleniyor. Suriye iç savaşı, Yemen müdahalesi ve Irak'taki nüfuz mücadelesi, bu grupların elini güçlendirdi. ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve maksimum baskı politikası, reformcuları zayıflatırken, güvenlikçi refleksleri körükledi. Sonuçta, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde pragmatist İbrahim Reisi'nin yerini alan İbrahim Reisi bile, muhafazakâr kanadın baskısı altında hareket etmek zorunda kaldı. Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon, rejimin meşruiyetini sarsarken, dış düşman söylemi toplumsal muhalefeti bastırmak için kullanılıyor.
Barış Rejim İçin Neden Risk?
ABD ile nükleer müzakerelerin yeniden başlaması veya bölgesel bir uzlaşı, rejim içindeki hassas dengeyi altüst edebilir. Barış ortamı, ekonomik fırsatlar sunarken, aynı zamanda daha fazla siyasi açıklık talep eden sivil toplum ve reformcuları cesaretlendirebilir. Devrim Muhafızları ve bağlı işletmeler, yaptırımların hafiflemesiyle ortaya çıkacak rekabete ayak uydurmakta zorlanabilir. Ayrıca, dini lider Hamaney'in halefi konusundaki belirsizlik, barış sürecinin tetikleyebileceği bir iktidar mücadelesini daha da karmaşık hale getirebilir. Bu senaryo, İran'ın Libya veya Suriye benzeri bir iç bölünmeye sürüklenmesinden korkan analistler tarafından sıkça dile getiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın geleceği, Türkiye için doğrudan güvenlik ve ekonomi sonuçları doğuruyor. Savaşın İran'ı güçlendirmesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki nüfuz alanlarıyla çelişebilir. Barış durumunda ise Türkiye'nin enerji ticareti ve bölgesel işbirliği fırsatları artabilir. Ancak İran'da olası bir iç çatışma, Türkiye'ye göç dalgası yaratabilir ve sınır güvenliğini tehdit edebilir. Ankara, her iki senaryoya da hazırlıklı olmak zorunda.