ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı ‘tercih savaşı’nın üzerinden yalnızca 100 gün geçmesine rağmen, küresel güç dengeleri köklü bir dönüşüm geçirdi. Ekonomik, askeri ve siyasi alanlarda yaşanan bu değişim, Washington’un beklediğinin aksine, ABD aleyhine işliyor. Ortadoğu’nun haritasını yeniden çizen bu çatışma, yalnızca bölgesel değil, küresel bir güç kaymasını da tetiklemiş durumda.
Gelişmenin Arka Planı: Bir Savaşın Anatomisi
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak askeri harekatı, ‘gönüllü savaş’ olarak nitelendiriliyor. İran’ın nükleer programını durdurma ve bölgesel nüfuzunu kırma gerekçesiyle başlatılan operasyon, ilk haftalarda tahmin edilenden daha sert bir direnişle karşılaştı. İran’ın asimetrik savaş taktikleri ve bölgesel müttefiklerinin devreye girmesi, savaşı uzattı. ABD’nin lojistik hatları ve üsleri, Yemen’den Lübnan’a kadar uzanan bir ağ tarafından hedef alındı. Bu durum, Washington’un savaş maliyetlerini beklenmedik şekilde artırdı.
Uluslararası toplumdan gelen tepkiler de ABD’nin aleyhine döndü. Birleşmiş Milletler’deki oylamalar, ABD’nin yalnızlaştığını gösterdi. Rusya ve Çin’in İran’a verdiği açık destek, savaşın jeopolitik boyutunu derinleştirdi. Özellikle Çin’in, İran’a enerji ve teknoloji desteği sağlaması, ABD’nin yaptırım mekanizmasını etkisiz hale getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yeni Denge Arayışı
Savaşın küresel etkileri, petrol fiyatlarındaki ani yükselişle kendini gösterdi. Brent petrol varil fiyatı 150 doların üzerine çıkarken, enerji krizi Avrupa ve Asya’yı vurdu. ABD’nin kendi enerji arzında da sorunlar baş gösterdi; iç piyasada akaryakıt fiyatları rekor kırdı.
Askeri olarak, İran’ın insansız hava araçları ve hassas güdümlü füzeleri, ABD’nin hava üstünlüğünü sorgulanır hale getirdi. Bu durum, ABD’nin askeri teknolojide ‘mutlak üstünlük’ imajını zedeledi. Arap Yarımadası’ndaki geleneksel ABD müttefikleri, savaşın sonuçlarından endişe ederek Moskova ve Pekin’e yakınlaşma sinyalleri verdi.
Diplomatik cephede, ABD’nin savaşı meşrulaştırma çabaları sonuçsuz kaldı. İsrail ise uluslararası kamuoyunda daha önce hiç olmadığı kadar yalnızlaştı. Avrupa Birliği içinde dahi, ABD’nin İran politikasına karşı güçlü bir muhalefet oluştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu çatışma Türkiye’yi doğrudan etkiliyor. Savaşın uzaması, Türkiye’nin güney sınırında istikrarsızlığı artırırken, Irak ve Suriye’deki İran destekli grupların hareketlenmesi Ankara için güvenlik riski oluşturuyor. Enerji fiyatlarındaki artış, Türkiye’nin cari açığını büyütüyor. Öte yandan, ABD’nin bölgedeki nüfuz kaybı, Türkiye’ye alternatif ittifaklar kurma fırsatı sunuyor. Rusya ve Çin ile dengeli ilişkiler yürüten Ankara, bu yeni konjonktürde daha bağımsız bir dış politika izleyebilir. Ancak bu durum, NATO üyeliği ve ABD ile ilişkilerde gerilimi de beraberinde getirebilir. Türkiye, savaşın sonuçlarına karşı hem ekonomik hem diplomatik olarak hazırlıklı olmak zorunda.