Amerika Birleşik Devletleri, 4 Temmuz 2026'da bağımsızlığının 250. yılını kutlamaya hazırlanırken, bu büyük yıldönümü organizasyonları ülkenin içinde bulunduğu derin siyasi kutuplaşma, ekonomik durgunluk ve küresel liderlik krizini gözler önüne serecek. Tarihsel olarak bir ulusun karakterini, kendi dönüm noktalarını nasıl kutladığından okumak mümkün. 1926'da 150. yıl dönümünde Philadelphia, 24 metre yüksekliğinde ışıldayan Özgürlük Çanı kopyası dikmiş ve altı ay süren bir Uluslararası Fuar düzenlemişti. 1976'da ise 200. yıl kutlamaları, soğuk savaşın zirvesinde ulusal bir gurur dalgasıyla gerçekleşmişti. Ancak bu kez durum farklı: Ülke, Kongre Binası baskını, artan silahlı şiddet, sağlık sistemindeki krizler ve uluslararası itibar kaybı gibi bir dizi sorunla karşı karşıya.
Kutlama planlarındaki kriz: Bütçe kesintileri ve katılım düşüklüğü
Resmi olarak “Amerika250” adı verilen kutlama komitesi, federal bütçe kısıtlamaları ve eyaletler arası koordinasyon eksikliği nedeniyle planlama aşamasında zorlanıyor. Özel sektör sponsorlukları da beklentilerin altında kalırken, birçok sembolik proje (ulusal bir yolculuk rotası, yeni bir anıt vb.) ya iptal edildi ya da ölçeği küçültüldü. Özellikle kırsal kesimde yaşayan vatandaşlar, kutlamaların harcamalarına karşı çıkarken, kentlerde ise etkinliklere katılım düşük seviyelerde seyrediyor. Anketler, Amerikalıların yalnızca %40'ının kutlamaları önemsediğini gösteriyor; bu oran 1976'daki %72'lik katılımın oldukça gerisinde.
Siyasi yelpazenin iki ucundaki gruplar, kutlamaların mesajı konusunda anlaşmazlık yaşıyor. Sağcı çevreler, ülkenin kurucu babalarına ve geleneksel değerlere vurgu yapılmasını isterken, solcu gruplar kölelik tarihi ve yerli halklara yapılan soykırım gibi karanlık noktaların da kutlama programına dahil edilmesini talep ediyor. Beyaz Saray, bu çatışan talepler arasında denge bulmaya çalışırken, her iki tarafı da memnun edememenin getirdiği bir siyasi riskle karşı karşıya.
Küresel itibar kaybı ve Amerika'nın yeni rolü
250. yıl kutlamaları, ABD'nin uluslararası arenada da bir dönüşüm geçirdiği bir döneme denk geliyor. Çin'in yükselişi, Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık, Washington'ın liderlik rolünü sorgulatıyor. Eski müttefikler, ABD'nin taahhütlerine güven konusunda tereddüt yaşarken, rakip ülkeler ise bu kutlamaları ABD'nin düşüşünün bir simgesi olarak gösterme fırsatı arıyor. Özellikle Çin devlet medyası, kutlamaların başarısızlığını ABD demokrasisinin krizi olarak yorumlayacak propagandalar yapmaya hazırlanıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, kutlamaları bir “diplomatik vitrin” olarak kullanarak müttefiklerle bağları güçlendirmeyi hedefliyordu. Ancak birçok büyükelçilik, konsolosluklarda düzenlenecek etkinlikler için yeterli bütçe bulamıyor. Üstelik Afganistan'dan çekilme, iklim değişikliği politikasındaki tutarsızlıklar ve ticaret savaşları nedeniyle ABD'nin yumuşak gücünde belirgin bir erozyon yaşanıyor. Bu koşullar altında, ülkenin kendi yıldönümünü bile coşkuyla kutlayamaması, uluslararası toplumda Amerika'nın gerileyen bir güç olduğu algısını pekiştirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin 250. yıl kutlamalarındaki bu krizden doğrudan etkilenmese de, küresel dengelerdeki değişim açısından önemli sinyaller barındırıyor. ABD'nin içe kapanması ve küresel liderlik boşluğu, Türkiye'nin bağımsız dış politika yürütme alanını genişletebilir. Özellikle NATO içindeki tartışmalar, Ortadoğu'da ABD'nin askeri varlığının azalması ve enerji politikalarındaki belirsizlikler, Ankara'ya bölgesel inisiyatifler için yeni fırsatlar sunuyor. Ancak aynı zamanda ABD'nin zayıflaması, Çin ve Rusya gibi rakipleri cesaretlendirebileceğinden, Türkiye'nin bu yeni konjonktürde dengeli bir pozisyon alması kritik önem taşıyor.