Avrupa Birliği'nin (AB) en üst düzey karar alma organlarından biri olan Dışişleri Konseyi, bugün Brüksel'de kritik bir toplantıya ev sahipliği yapıyor. Toplantının ana gündem maddesi, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da kurduğu yasa dışı yerleşim birimlerine yönelik ticari kısıtlamaların sıkılaştırılması. Özellikle AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in, bazı üye ülkelerin yoğun baskısıyla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Almanya, Fransa ve İspanya gibi ülkeler, yerleşimlerden elde edilen ürünlerin AB pazarına girişine daha sert sınırlamalar getirilmesini talep ediyor.
Yerleşimlerle ticaret: AB içinde derin ayrışma
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da inşa ettiği yerleşimler, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor. BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı da bu yerleşimleri açıkça kınamıştı. Ancak AB üyesi ülkeler arasında bu konuda tam bir mutabakat bulunmuyor. Özellikle Macaristan, Çekya ve Avusturya gibi İsrail yanlısı hükümetler, yaptırımların iki devletli çözümü zedeleyeceğini savunuyor.
Toplantıya sunulan taslak metinde, 'İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin etiketlenmesi' ve 'AB fonlarının yerleşimlerde faaliyet gösteren kuruluşlara aktarılmaması' gibi önlemler yer alıyor. Ancak asıl tartışma, bu ürünlerin tamamen yasaklanması olasılığı üzerinde yoğunlaşıyor. AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, konuya ilişkin sert bir açıklama yaparak 'uluslararası hukukun ihlal edilmesine seyirci kalınamayacağını' vurguladı.
Diplomatik kaynaklar, von der Leyen'in bu konuda oldukça temkinli bir tutum sergilediğini, zira AB-İsrail ilişkilerinin stratejik önem taşıdığını aktarıyor. Ancak son dönemde Gazze'de yaşanan insani kriz ve İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini hızlandırması, AB içinde daha sert önlemler alınması yönündeki sesleri güçlendirdi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
AB'nin alacağı karar, yalnızca İsrail-Filistin çatışmasını değil, aynı zamanda ABD ve Çin gibi küresel güçlerin bölgeye yönelik politikalarını da etkileyebilir. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İsrail'e verdiği güçlü desteğe rağmen yerleşimlerin genişletilmesine karşı çıkıyor. Ancak AB'nin daha ileri bir adım atması halinde, Washington ile Brüksel arasında gerilim yaşanması olası.
Öte yandan, Avrupa kamuoyunda Filistin davasına artan destek, birçok hükümeti daha aktif bir politika izlemeye itiyor. İsveç ve Danimarka gibi ülkeler, İsrail mallarına yönelik boykot çağrılarının arttığına dikkat çekiyor. Ekonomik boyutuyla da önemli olan bu gelişme, AB'nin yılda yaklaşık 30 milyar avro değerindeki İsrail ticaretini doğrudan etkileyebilir.
Uzmanlar, yerleşim ürünlerine getirilecek bir yasağın sembolik olmanın ötesine geçeceğini, İsrail ekonomisinde özellikle tarım ve teknoloji sektörlerinde dalgalanmalara yol açabileceğini belirtiyor. Ayrıca, Filistin Yönetimi'nin AB'den daha somut adımlar beklemesi, görüşmelerin seyrini değiştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına uluslararası alanda önemli bir destek anlamına geliyor. AB'nin yerleşimlere yönelik ticari kısıtlamaları, Ankara'nın işgal politikalarına karşı yürüttüğü diplomatik mücadeleyi güçlendirecek bir adım olabilir. Türkiye, iki devletli çözüm vizyonuyla paralel bir duruş sergiliyor ve AB'nin bu tutumu, bölgesel dengelerde Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve İsrail ile son dönemde normalleşen ilişkiler göz önüne alındığında, Ankara'nın bu konuda dengeli bir siyaset izlemesi bekleniyor. AB'nin kararı, Türk dış politikasının Filistin meselesindeki tutarlılığını uluslararası platformda teyit eder nitelikte.