ABD Senatosu'nda, Savunma Bakanlığı bünyesinde yeni bir 'Siber Kuvvet' (Cyber Force) servis dalı kurulmasını öngören yasa teklifi, 3 oy farkla reddedildi. New York Senatörü Kirsten Gillibrand tarafından sunulan değişiklik önergesi, 50'ye karşı 47 oyla kabul edilmedi. Önerge, mevcut siber komutanlığın bir alt birimi yerine, doğrudan Savunma Bakanlığı'na bağlı, bağımsız bir servis dalı oluşturulmasını hedefliyordu. Gillibrand, 'Siber uzay, muharebe alanının beşinci boyutu haline gelmiştir ve ordumuzun bu tehdide yanıt verecek yapısal bir değişime ihtiyacı vardır' ifadelerini kullandı.
Önerge neden reddedildi?
Önerge, özellikle Cumhuriyetçi senatörler ve Savunma Bakanlığı yetkilileri tarafından 'erken ve gereksiz' olarak nitelendirildi. Pentagon, mevcut yapının – Birleşik Devletler Siber Komutanlığı (USCYBERCOM) ve ordu, donanma, hava kuvvetleri bünyesindeki siber birimlerin – yeterli olduğunu savundu. Bazı analistler, ayrı bir kuvvet oluşturulmasının bütçe ve personel dağılımında dengesizlik yaratacağını, ayrıca mevcut komuta zincirini karmaşıklaştıracağını belirtti. Muhalifler, Gillibrand'ın önergesinin 'seçim yılı popülizmi' olduğunu iddia ederken, destekçileri ise 'Çin ve Rusya'nın siber alandaki agresif yatırımlarına karşı ABD'nin yeterince hazırlıklı olmadığı' uyarısını yaptı. Texas Senatörü John Cornyn, 'Siber savaş, geleneksel savaştan farklıdır; ayrı bir kuvvet oluşturmak değil, mevcut yetenekleri entegre etmek ve koordine etmek gerekiyor' diyerek karşı oy kullandı. Öte yandan, Gillibrand'ın önergesine Demokrat senatörlerin çoğu destek verirken, bazı Cumhuriyetçiler de – örneğin Mike Rounds (Güney Dakota) – 'konunun daha fazla araştırılması gerektiğini' söyleyerek önergenin tamamen reddi yerine bir çalışma grubu kurulmasını önerdi.
Küresel siber güvenlik yarışı ve ABD'nin konumu
ABD'deki bu tartışma, küresel siber güvenlik yarışının hızlandığı bir dönemde yaşanıyor. Çin, 2015 yılında Stratejik Destek Kuvvetleri adı altında bir siber savaş birimi kurarken, Rusya ise 2017'de Bilgi Operasyonları Kuvvetleri'ni oluşturdu. Avrupa'da NATO, 2019'da siber uzayı resmen bir harekat alanı ilan ederken, Fransa ve Almanya da kendi ulusal siber savunma yapılarını güçlendiriyor. Uzmanlar, siber saldırıların artık sadece askeri hedeflerle sınırlı olmadığını, kritik altyapı – enerji şebekeleri, finans sistemleri, sağlık hizmetleri – ve seçim sistemlerinin de hedef alındığını vurguluyor. ABD'de 2020 başkanlık seçimlerine dış müdahale iddiaları ve 2021'de Colonial Pipeline fidye yazılımı saldırısı gibi olaylar, siber güvenliğin ulusal güvenlik için öncelikli hale gelmesine yol açtı. Ancak, bağımsız bir kuvvet oluşturmak yerine mevcut yapıyı reforme etme fikri, Pentagon içinde de destek buluyor. Savunma Bakanı Lloyd Austin, 'Yeni bir servis dalı oluşturmak, en az on yıl sürecek ve büyük kaynak gerektirecek bir süreçtir. O zamana kadar ihtiyaçlarımızı karşılayacak ara çözümler üzerinde çalışmalıyız' dedi. Son oylama, siber güvenlik konusunda ABD'deki siyasi bölünmeyi de yansıtıyor: Demokratlar daha merkezi ve kurumsal bir yaklaşımı savunurken, Cumhuriyetçiler özel sektör ve eyalet yönetimlerinin rolünü vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de yakından izlediği küresel siber güvenlik tartışmalarının bir yansımasıdır. Türkiye, son yıllarda Milli Savunma Bakanlığı ve Siber Güvenlik Daire Başkanlığı bünyesinde siber savunma kapasitesini artırmaya çalışmakta, ayrıca NATO'nun siber savunma çalışmalarına katılmaktadır. ABD'de bağımsız bir siber kuvvet kurulması fikrinin reddedilmesi, Türkiye için şu anlama geliyor: ABD'nin siber alandaki yapısal değişiklikleri ertelenmiş olsa da, bu alandaki yatırımların ve tehdit algısının arttığı açıktır. Türkiye'nin kendi siber güvenlik stratejisini oluştururken, ABD'deki gibi merkezi bir yapı mı yoksa mevcut birimler arasında koordinasyon mu tercih edeceği sorusu gündemde kalmaya devam etmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin kritik altyapılarının korunması ve siber saldırılara karşı caydırıcılık kapasitesinin geliştirilmesi, bu küresel tartışmalar ışığında daha da önem kazanmaktadır.