ABD'de kadınların iş gücüne katılımı ve eğitim seviyesi artmasına rağmen, eşinden daha fazla kazanan evli kadınların oranı son yirmi yıldır yüzde 16 civarında sabit kaldı. Ekonomik ilerlemeye rağmen bu oranın artmaması, toplumsal cinsiyet normlarının ve yapısal engellerin ne kadar kalıcı olduğunu gösteriyor. Pew Araştırma Merkezi verilerine göre, 1980'de yüzde 13 olan bu oran, 2000'lerde yüzde 16'ya ulaştı ve o zamandan beri neredeyse hiç değişmedi.
Gelişmenin Arka Planı: Eşitsizliğin Kökleri
Kadınların eşlerinden fazla kazanması, geleneksel aile yapıları ve toplumsal beklentilerle çelişiyor. Araştırmalar, kadınların kariyer ve aile arasında daha fazla denge kurmak zorunda kaldığını, bu nedenle yüksek ücretli pozisyonlara yönelmenin zorlaştığını ortaya koyuyor. Ayrıca, çocuk bakımı ve ev işleri gibi sorumlulukların çoğu hâlâ kadınların üzerinde olduğundan, tam zamanlı çalışma saatleri ve esnek olmayan iş modelleri kadınlar için engel teşkil ediyor.
İkinci bir neden ise ücret ayrımcılığı ve cam tavan olgusu. Aynı işi yapan erkek ve kadın arasında hâlâ ciddi ücret farkı bulunuyor. Harvard Üniversitesi'nden ekonomist Claudia Goldin'in çalışmalarına göre, bu fark özellikle çocuk sahibi olduktan sonra kadınların iş hayatındaki kesintileriyle derinleşiyor. Yine de, çocuksuz ve bekar kadınlar arasında erkeklerden fazla kazananların oranı daha yüksek.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Bir Normlar Sorunu
Bu eğilim sadece ABD'ye özgü değil. Gelişmiş ekonomilerde benzer bir tablo görülüyor. OECD verilerine göre, hanede tek gelir getirenin kadın olduğu oranlar ülkeler arasında farklılık gösterse de, hiçbirinde kadınların çoğunlukta olduğu bir durum söz konusu değil. Örneğin, İsveç gibi cinsiyet eşitliği politikalarının güçlü olduğu bir ülkede bile bu oran yüzde 20'nin altında.
Sosyologlara göre, “ailenin geçimini sağlama” rolü kültürel olarak hâlâ erkeklerle özdeşleştiriliyor. Bu durum, kadınların daha fazla kazandığı hanelerde çatışma ve boşanma riskini artırabiliyor. Ancak kuşak değiştikçe genç erkeklerin bu konuda daha esnek olduğu görülüyor. 18-29 yaş arası bekarların yarısı, eşlerinin daha fazla kazanmasının bir sorun olmadığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'de de kadınların iş gücüne katılımı ve gelir eşitsizliği tartışmalarına ışık tutuyor. Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 30 civarında olup, OECD ortalamasının oldukça altındadır. Ayrıca, kadın yönetici oranı ve ücret uçurumu ciddi boyutlardadır. Bu nedenle, ABD'deki bu kalıcı eşitsizlik, Türkiye'de de benzer yapısal sorunların varlığına işaret etmektedir. Küresel bir perspektiften bakıldığında, cinsiyet rolleri ve ekonomik eşitsizliklerin sadece gelişmekte olan ülkelerin değil, ABD gibi gelişmiş ülkelerin de önünde duran bir mesele olduğu görülüyor. Türkiye'de bu konuda atılacak adımlar, toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları, esnek çalışma modelleri ve bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması olabilir.