ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), zorla çalıştırma uygulamalarına karşı mücadele kapsamında 60 farklı ekonomiye yeni gümrük vergileri uygulanmasını önerdi. Öneriye göre, zorla çalıştırmayı tamamen veya kısmen yasaklayan ekonomiler için yüzde 10, bu uygulamayı yasaklamayan diğer ekonomiler için ise yüzde 12,5 oranında ek vergi getirilmesi planlanıyor. USTR tarafından yapılan açıklamada, bu vergilerin amaçının küresel tedarik zincirlerinde insan hakları ihlallerini önlemek ve adil ticaret koşullarını sağlamak olduğu belirtildi. Öneri, 60 günlük kamuoyu görüşü sürecinin ardından nihai hale getirilecek ve uygulamaya konulacak.
Gelişmenin arka planı: Zorla çalıştırma ve ticaret bağlantısı
USTR'ın bu hamlesi, son yıllarda küresel ticarette artan insan hakları endişelerinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle Çin, Vietnam, Bangladeş ve Myanmar gibi ülkelerde yaygın olduğu iddia edilen zorla çalıştırma uygulamaları, Batılı ülkelerin tedarik zincirlerini yeniden şekillendirmesine yol açıyor. ABD, 2022 yılında Uyghur Forced Labor Prevention Act (UFLPA) ile Çin'in Sincan bölgesinden yapılan ithalata yasak getirmişti. Yeni öneri ise bu politikayı daha geniş bir coğrafyaya yaymayı hedefliyor. USTR, vergi oranlarını belirlerken ülkelerin zorla çalıştırmaya karşı mevzuat durumlarını ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerini dikkate aldığını duyurdu.
Uzmanlara göre, bu vergiler özellikle tekstil, elektronik ve tarım gibi emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ülkeleri etkileyecek. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, hedeflenen 60 ekonominin küresel ticaretteki payı yüzde 40'ın üzerinde. Bu durum, ABD'nin ticaret politikasında insan haklarını merkeze alan yeni bir döneme işaret ediyor. Ancak eleştirmenler, bu tür vergilerin korumacılığa dönüşebileceği ve gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Asya'dan Avrupa'ya yansımalar
Öneriden en fazla etkilenecek bölgelerin başında Asya-Pasifik geliyor. Çin, Hindistan, Bangladeş, Vietnam ve Endonezya gibi büyük üretici ülkeler, ABD pazarında rekabet avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Özellikle Bangladeş hazır giyim sektörü, yüzde 12,5'lik vergi oranıyla ciddi bir darbe alabilir. ABD, bu ülkelerle ikili anlaşmalar yaparak vergi oranlarını düşürmeyi veya muafiyet sağlamayı değerlendirebilir.
Avrupa Birliği ise benzer bir adım atmaya hazırlanıyor. AB Komisyonu, 2023 yılında sunduğu Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi ile şirketlerin tedarik zincirlerinde insan hakları ihlallerini önlemesini zorunlu kılmayı hedefliyor. Bu gelişme, küresel ticarette insan hakları temelli bir yaklaşımın norm haline geldiğini gösteriyor. Ancak ABD'nin tek taraflı vergi hamlesi, DTÖ kurallarıyla uyumlu olup olmayacağı sorusunu gündeme getiriyor. DTÖ, ayrımcı ticaret uygulamalarını yasaklarken, insan hakları gerekçesiyle yapılan düzenlemeler gri alanda kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, USTR'ın listesinde yer alan 60 ekonomi arasında bulunmuyor. Ancak bu gelişme, Türkiye'nin ihracat pazarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. ABD'nin zorla çalıştırma iddiaları nedeniyle özellikle tekstil ve hazır giyim sektöründe tedarik zincirlerini Asya'dan daha yakın ülkelere kaydırması mümkün. Bu durum, Türkiye'nin ABD'ye tekstil ihracatında rekabet avantajı yaratabilir. Ayrıca, AB'nin benzer düzenlemeleri hayata geçirmesi halinde, Türkiye'nin AB'ye ihracatında da insan hakları uyumunun önemi artacak. Türkiye'nin, uluslararası çalışma standartlarına uyum konusunda göstereceği performans, ticari avantaj elde etmesini sağlayabilir. Ancak bu, aynı zamanda Türkiye'nin kendi işgücü piyasasında denetimleri artırmasını ve mevzuatını güncellemesini gerektiriyor.