ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın doğum yoluyla vatandaşlık hakkını kaldırmaya yönelik yürütme emrini anayasa aykırı bularak iptal etti. BBC muhabiri Gary O'Donoghue'nun aktardığına göre, mahkeme 6-3 oyla aldığı bu kararla, ABD'de doğan herkesin otomatik olarak vatandaşlık kazanmasını öngören 14. Değişiklik'in temel bir anayasal ilke olduğunu teyit etti. Söz konusu karar, Trump yönetiminin göçmen karşıtı politikalarına yönelik en büyük yargısal engellerden biri olarak görülüyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada kararın hayal kırıklığı yarattığı belirtilirken, hukukçular bu kararın ABD'deki 4 milyondan fazla belgesiz göçmen ailesini etkileyebileceğini vurguluyor.
Doğumla vatandaşlık tartışmasının kökeni
ABD Anayasası'nın 14. Değişikliği, 1868'de İç Savaş sonrasında kabul edilmiş ve 'ABD'de doğan veya vatandaşlığa kabul edilen herkesin ABD vatandaşı olduğunu' hükme bağlamıştı. Trump, bu hükmün belgesiz göçmenlerin çocuklarını kapsamadığını savunarak, bir başkanlık emriyle doğum yoluyla vatandaşlığı sonlandırmayı hedeflemişti. Ancak federal mahkemelerde açılan davalar sonucunda bu emir birçok kez engellenmişti. Yüksek Mahkeme'nin nihai kararı, Kongre'nin açık bir yasası olmadan başkanın anayasal bir hakkı tek başına değiştiremeyeceğine işaret ediyor. Kararda, 'doğumla vatandaşlık hakkının yalnızca anayasa değişikliğiyle veya Kongre'nin açık yetki devriyle sınırlandırılabileceği' ifade edildi.
Kararın siyasi ve toplumsal yankıları
Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Trump'ın göçmenlik politikalarına ağır bir darbe olarak değerlendiriliyor. Demokratlar ve sivil toplum kuruluşları kararı memnuniyetle karşılarken, Cumhuriyetçilerin bir kısmı anayasa değişikliği için harekete geçilmesi gerektiğini söylüyor. Uzmanlara göre bu karar, ABD'nin göçmenlik sisteminde köklü bir reform yapılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Ayrıca karar, Kanada ve Meksika gibi komşu ülkelerde de doğum yoluyla vatandaşlık tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Zira dünyada doğumla vatandaşlık veren ülke sayısı sadece 30 civarında ve bu ülkelerin bir kısmı benzer hukuki mücadeleler yaşıyor.
Küresel boyut: Doğumla vatandaşlık tartışmaları
ABD'nin bu kararı, Avrupa'da da yankı buldu. Birçok Avrupa ülkesi doğum yoluyla vatandaşlık yerine 'kan bağı' esasını benimserken, İrlanda ve Portekiz gibi ülkeler sınırlı doğum hakkı tanıyor. Uluslararası gözlemciler, ABD'nin bu kararının, küresel göç akımları karşısında uluslararası hukuk ve insan hakları normlarının korunmasına örnek teşkil ettiğini belirtiyor. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi nüfus yoğunluğu yüksek ülkeler, doğumla vatandaşlığın yasadışı göçü teşvik ettiği gerekçesiyle bu uygulamayı sınırlandırmış durumda. BBC analistlerine göre, Yüksek Mahkeme'nin kararı, sadece ABD'de değil, dünyada vatandaşlık kavramının yeniden tanımlanmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, Türkiye'deki vatandaşlık tartışmaları için de emsal teşkil edebilir. Türkiye, 2017'den bu yana yabancı yatırımcılara vatandaşlık verirken, doğum yoluyla vatandaşlık konusunda daha katı kurallara sahip. Karar, özellikle ABD'de yaşayan Türk vatandaşlarının çocuklarının hukuki statüsünü güvence altına alıyor ve Türkiye-ABD ilişkilerinde göçmen hakları konusunda ortak bir zemin yaratabilir. Küresel ölçekte ise, bu karar ulus devlet anlayışı ile insan hakları arasındaki dengeyi yeniden gündeme getiriyor. Türkiye'nin, özellikle Suriyeli mültecilerin çocuklarının vatandaşlık sorunuyla ilgili benzer tartışmalara hazırlıklı olması gerekiyor. Karar ayrıca, uluslararası hukukta 'vatansızlığın önlenmesi' ilkesini güçlendirmesi açısından da önem taşıyor.