ABD Yüksek Mahkemesi, eski Başkan Donald Trump döneminde uygulamaya konulan ve sığınma hakkını ciddi şekilde kısıtlayan düzenlemeleri anayasal buldu. Karar, ülkenin göç politikasında tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Mahkeme, sığınma başvurularının yalnızca resmi sınır kapılarından yapılmasını zorunlu kılan ve ABD-Meksika sınırında binlerce kişiyi mağdur eden kuralı onayladı. Bu düzenleme, özellikle Orta Amerika’dan gelen göçmenleri hedef alıyor ve sığınma hakkını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Yüksek Mahkeme’nin 5’e 4 oyla aldığı karar, Trump yönetiminin göçmen karşıtı politikalarının en tartışmalı uygulamalarından birini kalıcı hale getirdi.
Kararın arka planı: ‘Göçmen karşıtı’ düzenleme nasıl ortaya çıktı?
Trump yönetimi, 2018 yılında göçmen akışını durdurmak için ‘sığınma yasağı’ olarak bilinen bir düzenleme getirmişti. Buna göre, ABD’ye sığınma talebinde bulunmak isteyenler, bunu yalnızca resmi sınır kapılarından yapabilecek; ancak bu kapılardan geçişler de sıkı kontrole tabi tutulacaktı. Uygulama, birçok sığınmacının günlerce beklemek zorunda kalmasına ve sınırdan geçememesiine yol açtı. İnsan hakları örgütleri, düzenlemenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak dava açtı. Alt mahkemeler, düzenlemeyi birkaç kez durdurdu ancak Yüksek Mahkeme, nihai kararında hükümetin lehine oy kullandı. Mahkemenin gerekçesinde, ‘ABD yasalarının sığınma başvurularını yalnızca resmi giriş noktalarında yapılmasını öngördüğü’ ifade edildi.
Bölgesel ve küresel boyut: ‘Altın Kapı’nın kapanması
Bu gelişme, ABD’nin yaklaşık 250 yıllık göçmen geleneğine vurulan en ağır darbelerden biri olarak görülüyor. ‘Altın Kapı’ olarak bilinen ülkenin, artık sığınmacılara kapalı olduğu yorumları yapılıyor. Karar, ABD-Meksika sınırında insani krizi derinleştirecek. Özellikle Meksika’da bekleyen binlerce sığınmacı için umutlar tükendi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), kararı ‘endişe verici’ olarak nitelendirirken, insan hakları örgütleri tepki gösterdi. Uzmanlar, bu kararın diğer ülkelerde de sığınma hakkının kısıtlanmasına örnek teşkil edebileceğini belirtiyor. ABD’nin iç siyasetinde ise Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında göç politikası konusundaki ayrışma daha da derinleşecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu kararın Türkiye’ye doğrudan bir etkisi bulunmasa da, küresel göç politikaları açısından kritik bir emsal teşkil ediyor. ABD’nin sığınma hakkını kısıtlaması, Avrupa Birliği ve diğer batılı ülkelerde de benzer eğilimleri güçlendirebilir. Türkiye, halihazırda 4 milyondan fazla sığınmacıya ev sahipliği yapıyor ve uluslararası koruma rejiminin zayıflaması, Türkiye’nin üzerindeki yükü artırabilir. Ayrıca, ABD’nin bu tutumu, mülteci krizine çözüm arayışlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye’nin, Avrupa ile imzaladığı geri kabul anlaşması bağlamında, sığınma hakkının daraltılması Ankara’nın elini zayıflatabilir. Bu nedenle, gelişmenin Türk dış politikası tarafından dikkatle izlenmesi gerekiyor.