Kaliforniya’nın on yılı aşkın süredir devam eden ve maliyeti sürekli artan yüksek hızlı tren projesi, artık seçmenlerin onayladığı orijinal planından oldukça farklı bir görünüm arz ediyor. Eyalet yetkilileri, yıllardır süren gecikmeler, uçuşan maliyetler ve artan toplumsal tepkilerin ardından projeyi adeta yeniden tanımlama sürecine girmiş durumda. 2008 yılında seçmenlerin onayı alınan dev demiryolu projesi, başlangıçta San Francisco ile Los Angeles arasında, saatte 350 kilometrenin üzerinde hızlara ulaşan bir yolcu taşımacılığı sistemi vaat ediyordu. Ancak bugün, projenin kapsamı daraltılmış, güzergahı kısaltılmış ve tamamlanma süresi belirsiz bir geleceğe ertelenmiş durumda.
Gelişmenin Arka Planı
Projenin başlangıcındaki iyimser hava, kısa süre içinde yerini maliyet hesaplamalarındaki iyimserliğe bıraktı. O dönemde 40 milyar dolar olarak tahmin edilen toplam maliyet, bugün 100 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Bu fahiş artış, projeye yönelik eleştirileri körükleyen en önemli faktörlerden biri oldu. Eyalet yönetimi, bütçede yaşanan bu devasa açığı kapatmak için federal fonlar, eyalet tahvilleri ve özel sektör yatırımlarına yönelmeye çalışsa da, şu ana kadar istenen düzeyde kaynak bulmakta zorlandı. Özellikle Merkez Vadi’de başlatılan ilk etabın inşası, arazi edinimi, çevresel etki değerlendirmeleri ve hukuki engeller nedeniyle yavaş ilerledi.
Projenin siyasi boyutu da en az maliyeti kadar tartışmalı oldu. Demokrat Parti’li Vali Gavin Newsom, göreve geldiğinden bu yana projenin kapsamını daraltma yönünde adımlar atarken, Cumhuriyetçiler projenin tamamen iptal edilmesi gerektiğini savunuyor. 2019 yılında Newsom, San Francisco-Los Angeles hattının tamamlanmasının “çok pahalı ve çok zaman alacak” olduğunu belirterek, projenin sadece Merkez Vadi’deki 275 kilometrelik bir bölümle sınırlandırılabileceğini ima etmiş, ancak bu açıklama hem seçmenlerden hem de projenin savunucularından büyük tepki çekmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kaliforniya’nın yüksek hızlı tren projesi, yalnızca eyalet çapında değil, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri genelinde de altyapı yatırımlarının geleceği açısından bir turnusol kağıdı niteliği taşıyor. Başkan Joe Biden’ın iklim değişikliğiyle mücadele ve altyapı hamlesi kapsamında büyük tren projelerine destek vermesine rağmen, Kaliforniya’daki bu büyük ölçekli projenin yaşadığı zorluklar, diğer eyaletlerde benzer girişimlere olan güveni sarsıyor. Projenin daraltılması, yüksek hızlı demiryolunun ABD’de uygulanabilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Diğer yandan, uluslararası alanda Avrupa ve Asya’daki başarılı yüksek hızlı demiryolu ağları, ABD’deki bu düşük performansla kıyaslandığında, ülkenin altyapı planlamasındaki yapısal sorunlar daha net ortaya çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Ankara-İstanbul, Ankara-Sivas gibi yüksek hızlı tren hatlarıyla bu alanda önemli atılımlar gerçekleştirdi. Kaliforniya’daki projenin yavaşlaması ve daralması, Türkiye’nin demiryolu yatırımlarının ne denli stratejik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. ABD gibi büyük bir ekonominin bu tür bir projede yaşadığı maliyet artışları ve siyasi engeller, Türkiye’nin kamu-özel sektör işbirlikleriyle hayata geçirdiği hızlı tren yatırımlarının daha verimli ve planlı olduğu şeklinde yorumlanabilir. Ayrıca, Türk müteahhitlik firmalarının bu tür büyük altyapı projelerinde deneyim kazanması, ileride ABD gibi pazarlarda yeni fırsatlar doğurabilir.