ABD Yüksek Mahkemesi, Trump yönetiminin Amerika Birleşik Devletleri'nde doğan herkesin otomatik olarak vatandaşlık kazanmasını sağlayan doğum hakkı vatandaşlığı uygulamasını sona erdirme girişimini oybirliğiyle reddetti. Mahkemenin 9-0 oyla verdiği bu karar, ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'nde güvence altına alınan ve 150 yılı aşkın süredir uygulanan bir ilkeyi teyit ederek, Trump'ın göçmenlik politikasına büyük bir darbe vurdu. Başyargıç John Roberts'ın kaleme aldığı karar metninde, “Anayasa'nın açık hükmü karşısında yürütme organının bu yetkiyi kullanması mümkün değildir” ifadelerine yer verildi.
Kararın arka planı ve hukuki temeli
Trump yönetimi, 2025 yılı başında yayımladığı bir başkanlık kararnamesiyle, ABD'de doğan ancak ebeveynleri ülkede yasal olmayan göçmen statüsünde bulunan çocukların vatandaşlık hakkını iptal etmeyi hedeflemişti. Bu girişim, özellikle Meksika sınırından gelen düzensiz göçmen ailelerini hedef alıyordu. Beyaz Saray, “sınır güvenliği” ve “kaynakların korunması” argümanlarıyla savunduğu bu politikayı, federal yargıçların verdiği ihtiyati tedbir kararlarıyla durdurulmuştu. Dava süreci hızla Yüksek Mahkeme'ye taşındı. Mahkeme, 1868'de kabul edilen 14. Ek Madde'nin “Birleşik Devletler'de doğan ve yargı yetkisine tabi olan herkes vatandaştır” hükmünü hatırlatarak, kararnamenin anayasaya aykırı olduğunu belirtti. Kararda, bu hükmün yalnızca Kongre tarafından değiştirilebileceği vurgulandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, sadece ABD iç hukuku açısından değil, küresel göç politikaları ve insan hakları normları açısından da önemli bir emsal teşkil ediyor. Dünyada doğum yoluyla vatandaşlık veren ülkeler arasında ABD'nin yanı sıra Kanada, Meksika, Arjantin, Brezilya gibi birçok Amerikan ülkesi bulunuyor. Avrupa'da ise bu uygulama sınırlı sayıda ülkede geçerli. Karar, özellikle Latin Amerika ülkelerinden ABD'ye yönelik düzensiz göçün azaltılmasına yönelik çabaları da etkileyebilir. Öte yandan, Avrupa'da doğumla vatandaşlık konusunda tartışmalar sürerken, ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu net tutumu, uluslararası hukukta vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin standartları da yeniden gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) kararı memnuniyetle karşılarken, insan hakları örgütleri kararın “göçmen çocuklarının temel hakkını koruduğunu” belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de doğumla vatandaşlık kararı, Türkiye'den ABD'ye göç eden veya göç etmeyi planlayan Türk vatandaşlarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye'de çifte vatandaşlık yaygın bir uygulama olup, ABD'de doğacak bir Türk çocuğunun otomatik ABD vatandaşı olması, eğitim ve çalışma imkanlarına erişim gibi avantajlar sağlıyor. Kararın iptal edilmesi halinde, birçok Türk aile için belirsizlik yaratacak bu durum, şimdilik ortadan kalkmış durumda. Ayrıca, küresel ölçekte vatandaşlık kavramına yönelik bu tartışma, Türkiye'nin göç politikaları ve vatandaşlık düzenlemeleri açısından da örnek teşkil edebilir. Türkiye, sınırlı da olsa doğumla vatandaşlık veren ülkeler arasında yer alıyor ve bu karar, ABD ile ilişkilerde hukuk devleti ilkesinin önemini bir kez daha hatırlatıyor.