ABD Yüksek Mahkemesi (SCOTUS), Alabama eyaletinde işlenen bir cinayet davasında sanık Kenneth Eugene Smith'e verilen idam cezasının bozulması kararını temyiz incelemesine almayı reddetti. Yüksek Mahkeme'nin bu kararına muhafazakâr yargıçlar Clarence Thomas ve Samuel Alito sert bir muhalefet şerhi yayımlayarak tepki gösterdi. Karar, Smith'in 2022'de infaz girişimi sırasında yaşanan teknik sorunlar nedeniyle idam cezasının iptal edilmesi ve yeniden yargılama sürecine ilişkin Alabama Yüksek Mahkemesi'nin verdiği hükmün onanmasıyla ilgili.
Gelişmenin Arka Planı
Kenneth Eugene Smith, 1988 yılında işlediği bir cinayet nedeniyle idam cezasına çarptırılmıştı. Ancak 2022'deki infaz girişimi, damar yolunun bulunamaması ve zehirli iğnenin uygulanamaması nedeniyle başarısız oldu. Alabama eyaleti, bu başarısız infazın ardından Smith'in cezasının devam etmesi için yeniden yargılama talep etti. Alabama Yüksek Mahkemesi ise eyaletin bu talebini reddederek idam cezasının bozulmasına hükmetti. Ardından eyalet yönetimi, kararı ABD Yüksek Mahkemesi'ne taşıdı. Ancak Yüksek Mahkeme, çoğunluk oyuyla davayı incelemeyi reddetti. Thomas ve Alito, bu karara karşı çıkarak muhalefet şerhlerinde, eyaletlerin idam cezası konusundaki takdir yetkisinin sınırlandırılmaması gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, ABD'de idam cezasının uygulanmasına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle infaz sırasında yaşanan teknik aksaklıklar ve mahkumların uzun süre idam sırasında beklemesi, insan hakları örgütleri tarafından sıkça eleştiriliyor. ABD'de idam cezası, eyaletler arasında farklılık gösteriyor; bazı eyaletler cezayı tamamen kaldırırken, bazıları aktif olarak uyguluyor. Alabama, infaz sayısında ülke genelinde ön sıralarda yer alıyor. Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, federal ve eyalet düzeyindeki yargı yetkisi dengesi açısından da önem taşıyor. Muhafazakâr yargıçların muhalefeti, idam cezası konusunda federal mahkemelerin müdahalesinin sınırlandırılması gerektiği yönündeki görüşlerini yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, idam cezasını 1984 yılından bu yana uygulamıyor ve 2004 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle tamamen kaldırdı. ABD'deki bu tartışma, Türkiye'nin insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanındaki tutumuyla karşılaştırıldığında, idam cezasının küresel ölçekte azalan bir eğilimde olduğunu gösteriyor. Ancak ABD gibi büyük bir gücün bu konudaki iç hukuk tartışmaları, uluslararası kamuoyunda idam cezasına ilişkin algıyı etkileyebilir. Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde insan hakları kriterleri önemli bir yer tutarken, bu tür gelişmeler dolaylı olarak Türk dış politikasının insan hakları söylemini güçlendirebilir.