ABD Yüksek Mahkemesi, 10 Mart 2025 Pazartesi günü verdiği çığır açıcı kararla başkanlık yetkilerini önemli ölçüde genişletti. Mahkeme, Başkan Donald Trump’ın bağımsız federal kurumların başkanlarını görevden alma yetkisini onaylarken, kritik bir istisnaya yer verdi: ABD Merkez Bankası (Federal Reserve – Fed). Karar, Amerikan siyasi tarihinde yürütme gücü ile bağımsız düzenleyici kurumlar arasındaki dengenin yeniden tanımlandığı bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Kararın arka planı ve ayrıntıları
Yüksek Mahkeme, 6’ya 3 oyla aldığı kararda, başkanın nükleer düzenleme, işçi hakları ve tüketici koruması gibi alanlarda faaliyet gösteren federal kurumların başkanlarını herhangi bir gerekçe göstermeksizin görevden alabileceğine hükmetti. Ancak mahkeme, para politikasının siyasi müdahalelerden bağımsız yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle Fed başkanı ve yönetim kurulu üyelerini bu kapsamın dışında tuttu. Karar, Trump yönetiminin birçok bağımsız kurumu “derin devlet” olarak nitelendirerek tasfiye etme çabalarına yasal zemin hazırlarken, Fed’in dokunulmazlığı piyasalar tarafından rahatlama ile karşılandı. Mahkeme Başyargıcı John Roberts çoğunluk görüşünde, “Başkanın yürütme yetkisi, federal kurumların bağımsızlığıyla dengelenmelidir. Ancak bu denge, merkez bankasının ekonomik istikrar için hayati olan bağımsızlığını koruyacak şekilde kurulmalıdır” ifadelerini kullandı. Azınlıkta kalan liberal yargıçlar ise kararın yürütme erkinin dizginsiz gücüne yol açacağını savundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Kararın küresel yansımaları oldukça geniş. ABD’nin bağımsız düzenleyici kurumları, dünya genelinde benzer yapılar için model oluşturuyor. Bu kararla birlikte, diğer ülkelerde de başkanlık sistemine sahip yönetimlerin, merkez bankaları dışındaki bağımsız kurumları siyasi kontrole tabi kılma eğilimi güçlenebilir. Avrupa Birliği’nde, özellikle Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) bağımsızlığı konusunda tartışmalar yeniden alevlenebilir. Öte yandan, Çin ve Rusya gibi otoriter rejimler, kararı kendi yürütme gücü genişletme politikalarını meşrulaştırmak için kullanabilir. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumlar, merkez bankası bağımsızlığının korunmasının küresel finansal istikrar için kritik olduğu uyarısında bulundu. Karar ayrıca, ABD’nin müttefikleriyle olan ilişkilerinde de yeni bir tartışma alanı açtı; zira birçok ülke, ABD kurumlarının öngörülebilirliğinin azalmasından endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi’nin bu kararı, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli etkiler barındırıyor. Türkiye’de de Merkez Bankası’nın bağımsızlığı son yıllarda sıkça tartışma konusu olmuş, siyasi baskılar kurumun kredibilitesini zedelemişti. Karar, uluslararası piyasalarda merkez bankası bağımsızlığının ne kadar hassas bir denge olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye’nin, Fed’in korunmasını sağlayan bu emsali, kendi Merkez Bankası’nın bağımsızlığının önemi konusunda bir argüman olarak kullanması mümkün. Ayrıca, kararın yürütme gücünü genişletmesi, Türkiye’nin başkanlık sistemine benzer yapıdaki ülkeler için de bir referans oluşturabilir. Ancak kısa vadede, küresel finansal istikrarın korunmasına katkı sağlaması beklenen bu gelişmenin, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı ve yatırımcı güveni üzerinde olumlu yansımaları olabilir.