ABD ile Çin arasındaki yapay zekâ (YZ) liderlik mücadelesi, 21. yüzyılın en belirleyici rekabetlerinden biri haline gelirken, Washington’un bu alandaki politikalarının şekillenmesinde kilit rol oynayan isimlerden Jacob Helberg, Amerikan üstünlüğünün sürdürülebilirliğine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İşler Müsteşarı Helberg, ‘Pax Silica’ (Silikon Barışı) konseptinin mimarlarından biri olarak, yapay zekâ yarışında ABD’nin elinin hâlâ güçlü olduğunu savunuyor. Helberg’in röportajının ilk bölümünde, Çin’in atılımlarına rağmen Washington’un inovasyon ekosistemi, yarı iletken tedarik zinciri ve uluslararası ittifaklar sayesinde lider konumunu koruyabileceği vurgulanıyor.
Yapay Zekâ Yarışında Stratejik Üstünlük
Helberg’e göre, ABD’nin yapay zekâ alanındaki en büyük avantajı, Silikon Vadisi’nden başlayarak ülke geneline yayılan yenilikçilik kültürü ve dünyanın en iyi üniversitelerine ev sahipliği yapması. Özellikle temel araştırmalara yapılan kamu ve özel sektör yatırımları, ABD’nin YZ modellerinde sürekli olarak ‘state-of-the-art’ seviyesini yakalamasını sağlıyor. Bununla birlikte, Çin’in devlet destekli YZ stratejisi ve veri toplama kapasitesi, rekabeti kızıştırıyor. Helberg, Çin’in kuantum hesaplama ve otonom sistemler gibi kritik alanlarda hızla ilerlediğini kabul etmekle birlikte, ‘ABD’nin yarı iletken tasarım ve üretimindeki hakimiyetinin, en azından orta vadede, Çin’in ilerlemesini sınırlayacağını’ ifade ediyor. ABD’nin geçtiğimiz yıl uygulamaya koyduğu çip ihracat kontrolleri ve ‘Chip 4’ ittifakı, Çin’in gelişmiş yarı iletkenlere erişimini kısıtlarken, Helberg bu politikaların ABD’nin teknolojik üstünlüğünü pekiştirdiğini belirtiyor.
Küresel Etkiler ve ‘Pax Silica’ Vizyonu
Helberg’in savunduğu ‘Pax Silica’ konsepti, yapay zekâ ve ileri teknolojilerde ABD liderliğinde kurulacak uluslararası bir düzeni ifade ediyor. Bu vizyona göre, ABD ve müttefikleri, yapay zekânın askeri ve ekonomik kullanımında ortak standartlar belirleyerek, yıkıcı rekabetin önüne geçecek. Helberg, ‘YZ’nin bir silahlanma yarışına dönüşmesi tüm insanlık için felaket olur. Bu nedenle, ABD’nin öncülüğünde etik çerçeveler, güvenlik protokolleri ve ticaret kuralları oluşturulmalı’ diyor. Çin’i bu sisteme dahil etmenin zorluklarına dikkat çeken Helberg, ‘Ancak müzakereler için her zaman kapı açık’ ifadelerini kullanıyor. Avrupa Birliği, Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi aktörlerin bu vizyona şimdiden destek verdiği, Hindistan ve Endonezya gibi büyük güçlerle ise görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin yapay zekâ rekabeti, Türkiye’nin teknoloji politikaları açısından kritik bir dönemeç oluşturuyor. Türkiye, yerli yapay zekâ ve yarı iletken girişimlerini teşvik ederken, ABD’nin ihracat kontrolleri nedeniyle Çin’den tedarik kısıtlanabilir. Bu durum, Türkiye’nin savunma sanayiindeki YZ uygulamalarını ve siber güvenlik kabiliyetlerini doğrudan etkileyebilir. Öte yandan, ‘Pax Silica’ vizyonu çerçevesinde ABD ve AB ile işbirliği, Türkiye’nin YZ alanında norm belirleme süreçlerine katılımını ve teknoloji transferini artırabilir. Türkiye’nin bu küresel rekabette bağımsız bir aktör olarak hareket edebilmesi için yerlileştirme çabalarını hızlandırması ve çok kutuplu teknoloji diplomasisine ağırlık vermesi gerekiyor.