GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Orta Doğu

ABD ve İsrail'in İran Sınavı: Kırılan Güven ve Yeni Dengeler

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
ABD ve İsrail'in İran Sınavı: Kırılan Güven ve Yeni Dengeler
🏛️
📡 Batı Medyası
Kaynak perspektifi: ABD Siyasi Medya
🏛️ ABD Siyasi Medya
Çeviri Kaynağı
Thehill — Bu haber, Thehill'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik stratejileri, uluslararası toplumda giderek artan bir güven bunalımına yol açıyor. Özellikle son dönemde yaşanan gelişmeler, Washington'ın hem deniz ticaretinin güvenliğini sağlama konusundaki taahhütlerinin hem de bölgesel müttefiklerine verdiği sözlerin sorgulanmasına neden oldu. İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler karşısında ABD ve İsrail'in sergilediği zayıf ve tutarsız tutum, bu iki ülkenin Ortadoğu'daki caydırıcılığını ciddi biçimde aşındırdı. Uzmanlara göre, Basra Körfezi'nde ticari gemilere yönelik artan tehditler ve İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarındaki hızlanma, ABD'nin bölgedeki otoritesine indirilen en ağır darbeler oldu.

Güven Bunalımının Kökenleri

ABD'nin İran konusundaki notunun kırılmasının arka planında, son on yılda izlenen politikaların başarısızlığı yatıyor. 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (KOEP) 2018'de tek taraflı olarak çekilen Trump yönetimi, İran üzerinde maksimum baskı politikası uygulamaya çalıştı ancak Tahran'ı nükleer müzakerelere dönmeye ikna edemedi. Bunun yerine İran, uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a yaklaştırarak ve bölgedeki ABD üslerine insansız hava aracı saldırıları düzenleyerek karşılık verdi. Biden yönetimi ise KOEP'e dönüş için başlattığı müzakerelerde somut bir ilerleme kaydedemedi. Bu süreçte, İsrail'in İran nükleer tesislerine yönelik sabotaj ve suikast operasyonları, Tahran'ın misilleme tehditlerini artırdı. Öte yandan, Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarında İran'ın parmağı olduğu yönündeki istihbarat raporlarına rağmen ABD'nin etkili bir askeri müdahalede bulunamaması, Körfez ülkeleri ve İsrail'de Washington'a olan güveni sarstı.

ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi ve Ukrayna savaşına odaklanması, Ortadoğu'da bir güç boşluğu doğurdu. Bu boşluktan yararlanan İran, hem nükleer altyapısını güçlendirdi hem de bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla Suudi Arabistan ve İsrail'e karşı daha agresif bir tutum benimsedi. ABD'nin İsrail'e yönelik askeri desteği sürse de, Tahran'ı durduracak stratejik bir taahhütten kaçınması, İsrail'in kendi başına hareket etme isteğini körükledi. Ancak, İsrail'in tek başına İran'a karşı kapsamlı bir askeri operasyon düzenleme kapasitesi ve bunun olası sonuçları tartışma konusu.

Bölgesel ve Küresel Etkiler

ABD'nin azalan güvenilirliği, yalnızca İran'ı değil, aynı zamanda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi geleneksel müttefiklerini de alternatif arayışlara yöneltti. Suudi Arabistan, Pekin'in arabuluculuğunda İran'la normalleşme adımları atarken, Körfez ülkeleri Rusya ve Çin'le daha yakın enerji ve güvenlik işbirlikleri geliştiriyor. Bu durum, ABD'nin bölgedeki etkisini daha da zayıflatıyor. Öte yandan, İran'ın nükleer eşiğe yaklaşması, bölgede bir silahlanma yarışını tetikleyebilir. Suudi Arabistan ve Mısır'ın nükleer program başlatma olasılığı, uluslararası toplum için yeni bir kriz sinyali. İsrail ise, kendisine yönelen artan tehdit karşısında, ABD'nin desteğine rağmen, İran'ın nükleer tesislerini vurma seçeneğini masada tutuyor. Ancak böyle bir saldırı, bölgesel bir savaş riskini beraberinde getirecek ve küresel enerji piyasalarını altüst edecektir.

Türkiye Açısından Değerlendirme

Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve enerji politikaları açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, İran'la enerji ticaretini sürdürürken, aynı zamanda Azerbaycan ve Katar üzerinden alternatif enerji koridorları geliştiriyor. ABD'nin bölgedeki azalan caydırıcılığı, Türkiye'yi İran'ın nükleer programı konusunda daha aktif bir arabuluculuk rolüne itebilir. Ayrıca, Basra Körfezi'ndeki ticaret yollarının güvenliği, Türk ihracatı ve enerji ithalatı için hayati önemde. Türkiye'nin hem NATO müttefiki olarak ABD ile ilişkilerini dengelemesi hem de bölgesel aktörlerle işbirliğini güçlendirmesi gerekiyor. Kısacası, bu güven bunalımı, Türkiye'ye bölgede daha bağımsız ve çok boyutlu bir politika izleme fırsatı sunarken, riskleri de beraberinde getiriyor.

Etiketler:
ABDİsrailİrannükleergüven bunalımıOrtadoğudış politika

İlgili Haberler

Netanyahu ABD-İran Anlaşmasını Görmemiş, Lübnan Maddeleri Tartışmalı
Orta Doğu

Netanyahu ABD-İran Anlaşmasını Görmemiş, Lübnan Maddeleri Tartışmalı

2 dk önce

ABD-İran barış anlaşmasının önündeki engel: İsrail
Orta Doğu

ABD-İran barış anlaşmasının önündeki engel: İsrail

24 dk önce

ABD, İran ile nükleer anlaşma metnini İsrail'le paylaşmayı reddetti
Orta Doğu

ABD, İran ile nükleer anlaşma metnini İsrail'le paylaşmayı reddetti

32 dk önce

Umman savaş sonrası Körfez’in ipuçlarını veriyor
Orta Doğu

Umman savaş sonrası Körfez’in ipuçlarını veriyor

1 sa önce