ABD Temsilciler Meclisi, 2027 mali yılı için hazırlanan Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) tasarısına, Amerikan ve İsrail orduları arasındaki iş birliğini bugüne kadarki en kapsamlı düzeye taşıyacak maddeler ekledi. Salı günü kamuoyuna açıklanan tasarı, Amerikan halkının İsrail hükümetine yönelik güvensizliğinin rekor seviyelere ulaştığı bir dönemde, iki ülke arasındaki askeri entegrasyonu derinleştirmeyi hedefliyor. Tasarıda yer alan düzenlemeler, ortak askeri tatbikatlardan silah stoklamaya, istihbarat paylaşımından lojistik desteğe kadar geniş bir yelpazede iş birliğini öngörüyor.
Tasarının perde arkası: Kongre'de gizli pazarlıklar
NDAA'nın İsrail'le ilgili bölümü, kamuoyunun dikkatinden kaçacak şekilde tasarının derinliklerine yerleştirildi. Uzmanlara göre bu, Kongre'deki İsrail yanlısı lobilerin, artan kamuoyu muhalefetine rağmen askeri entegrasyonu hızlandırma çabasının bir ürünü. Tasarı, İsrail'in "Kara Demir" hava savunma sistemi gibi kritik savunma teknolojilerinin ABD envanterine alınmasını ve Ortadoğu'da konuşlu Amerikan birliklerinin İsrail üslerini kullanmasını kolaylaştıracak hükümler içeriyor. Ayrıca, iki ülke arasında ortak bir askeri komuta yapısı oluşturulması için fizibilite çalışması başlatılması öngörülüyor.
Analistler, bu düzenlemelerin ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığını İsrail'e bağımlı hale getirebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle İran'la olası bir çatışmada, ABD'nin İsrail'in askeri kararlarına otomatik olarak angaje olması riski doğuyor. Tasarı ayrıca, İsrail'e yönelik askeri yardımın miktarını artırarak yıllık 3,8 milyar doların üzerine çıkarıyor ve bu yardımın koşulsuz olarak sağlanmasını garanti altına alıyor.
Küresel yansımalar: Bölgesel dengeler değişiyor
ABD-İsrail askeri entegrasyonunun derinleşmesi, başta İran olmak üzere bölge ülkeleri tarafından yakından takip ediliyor. Tahran yönetimi, bu adımı "savaş provokasyonu" olarak nitelendirirken, Arap ülkeleri ise endişeli bir bekleyiş içinde. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İsrail'le normalleşme süreçlerini sürdürürken, bu kadar yakın bir askeri ittifakın bölgede yeni gerilimlere yol açabileceğini düşünüyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar, ABD'nin bu hamlesinin iki devletli çözümü zorlaştırabileceği ve Filistin topraklarının işgalini pekiştirebileceği uyarısında bulunuyor. Rusya ve Çin ise, ABD'nin Ortadoğu'da askeri varlığını artırmasına karşı çıkarken, kendi nüfuz alanlarını genişletme çabalarını hızlandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile İsrail ordularının bu denli yakın entegrasyonu, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikaları açısından kritik sonuçlar doğurabilir. Ankara, uzun süredir İsrail'in bölgedeki askeri varlığını kendi güvenliğine tehdit olarak görüyor. Bu yeni adım, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetlerinden Suriye'deki askeri operasyonlarına kadar birçok alanda hareket alanını daraltabilir. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteği, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu da etkileyebilir. Ankara'nın, bu gelişmeye karşı diplomatik ve askeri alternatifler geliştirmesi bekleniyor.