İsrail basını, ABD'nin İran'la vardığı anlaşmayı 'felaket bir teslimiyet' (catastrophic capitulation) olarak nitelendirirken, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı'ndaki stratejik hamleleriyle bölgede yeni bir statüko oluşturduğu belirtiliyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump anlaşmayı Washington için büyük bir zafer olarak sunsa da, uzmanlar İran'ın petrol geçiş yolları üzerindeki kontrolünü pekiştirdiğini ve ABD'nin Ortadoğu'daki nüfuzunun zayıfladığını savunuyor. Öte yandan Avrupa Birliği liderleri, Çin karşıtı bir cephe oluşturma telaşı içinde, İran dosyasında adeta saf dışı kalıyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Tartışmalar
İran ile P5+1 ülkeleri arasında 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), Tahran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak 2018'de Trump yönetiminin tek taraflı çekilmesi ve 'maksimum baskı' politikası, anlaşmayı fiilen rafa kaldırmıştı. Biden yönetiminin yeniden müzakere çabaları, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltmesi ve uluslararası denetimleri kısıtlamasıyla karmaşıklaştı.
İsrail merkezli Haaretz gazetesi, anlaşmanın İran'a nükleer silah üretimi için 'meşru bir zemin' hazırladığını iddia ediyor. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, 'Anlaşma İran'ın barışçıl nükleer teknolojiye erişimini garanti altına alıyor' açıklamasını yapmıştı. Savunma analistleri ise Hürmüz Boğazı'ndaki İran Devrim Muhafızları tatbikatlarını, Tahran'ın caydırıcılık doktrini olarak yorumluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran'ın bu geçişi tehdit edebilecek kapasiteye sahip olması, petrol fiyatlarında oynaklığa ve küresel enerji güvenliğine yönelik kaygılara yol açıyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltmasından endişe ederken, Çin'in İran'la 25 yıllık stratejik işbirliği anlaşması imzalaması Pekin'in nüfuzunu artırıyor.
Avrupa Birliği, hem İran anlaşmasını canlandırmak hem de Çin'in ekonomik yayılmacılığına karşı koymak için diplomatik bir denge arayışında. Ancak AB ülkeleri arasındaki görüş ayrılıkları ve ABD'nin yaptırım politikaları, Brüksel'in elini zayıflatıyor. Almanya ve Fransa, Tahran'la doğrudan enerji ticareti için INSTEX mekanizmasını kurmuş olsa da, bu girişim somut sonuç vermekten uzak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran anlaşmasındaki bu gerilim, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Ankara, İran'dan doğal gaz ithalatı yapıyor ve Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir tıkanma, enerji fiyatlarını doğrudan etkileyecektir. Ayrıca Türkiye, ABD ve Avrupa arasında denge politikası izlerken, İran'la iyi ilişkilerini korumaya çalışıyor. Bu durum, Türkiye'nin hem Batı ittifakındaki konumunu hem de enerji maliyetlerini dengelemesini zorlaştırabilir. Bölgesel rekabetlerde Türkiye'nin pozisyonu, İran'ın nükleer programı ve Körfez güvenliği arasında hassas bir denge kurmayı gerektiriyor.