ABD ve İran arasında gerilim tırmanmaya devam ediyor. İki ülke, pazartesi günü erken saatlere kadar süren karşılıklı saldırılarda yeni hamleler yaparken, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine açık olup olmadığı konusunda çelişkili açıklamalarda bulundu. Son günlerde artan misilleme saldırıları, Basra Körfezi'ndeki en kritik su yolunun kontrolüne ilişkin endişeleri derinleştirdi.
Hürmüz Boğazı'nda Belirsizlik
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), yaptığı yazılı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın ticari ve askeri gemilere açık olduğunu duyurdu. Ancak İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Alireza Tangsiri, boğazın 'güvensiz ve deniz trafiğine kapalı' olduğunu iddia etti. İran yanlısı medya kaynakları, Tahran'ın bölgedeki tüm gemileri durdurduğunu ve sadece kendilerine ait araçların geçişine izin verdiğini öne sürdü. Öte yandan, uluslararası sigorta şirketleri bölgede seyir yapan tankerler için primleri beş kat artırırken, bazı büyük petrol şirketleri alternatif rotalar arayışına girdi. Suudi Arabistan, Irak ve Kuveyt'ten gelen ham petrolün büyük bölümü bu boğazdan geçtiği için, mevcut durum küresel petrol piyasalarında alarm zilleri çaldı.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, konuyla ilgili yaptığı basın toplantısında, "Hürmüz Boğazı'ndan geçişin engellenmesi kabul edilemez bir provokasyondur. ABD, müttefikleriyle birlikte uluslararası hukukun bu temel ilkesini korumak için gerekli tüm adımları atacaktır" dedi. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Tahran'ın boğazı tamamen kapatmak gibi bir niyeti olmadığını, ancak bölgedeki ABD varlığının 'güvenlik tehdidi' oluşturduğunu savundu. İran medyası ayrıca, Devrim Muhafızları'na bağlı hızlı botların son 24 saatte iki ABD savaş gemisine taciz edici manevralar yaptığını duyurdu.
Petrol Piyasaları ve Küresel Etkiler
Gelişmeler, Brent petrol varil fiyatının 95 doların üzerine çıkmasına neden oldu. Analistler, boğazın tamamen kapanması durumunda fiyatların 120 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor. Dünya ham petrol arzının yaklaşık yüzde 20'si Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Özellikle Asya ülkeleri bu rotaya bağımlı durumda. Japonya, Çin, Hindistan ve Güney Kore, acil durum planlarını devreye sokarken, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üye ülkelerini stratejik petrol rezervlerinden serbest bırakma çağrısı yapmaya hazırlanıyor. Enerji uzmanı Dr. Michael Lynch'e göre, "Bu, 2019'daki Hürmüz olaylarından çok daha ciddi. O zaman sadece birkaç tanker hedef alınmıştı, şimdi ise doğrudan bir abluka söz konusu." Bu arada, Çin'in devlet petrol şirketi Sinopec, Rusya ve Angola'dan ek sevkiyat garantisi almak için görüşmelere başladı.
NATO, bölgedeki deniz gücünü artırma kararı alırken, 'Aegis' gemileri ve savaş uçakları Körfez'e konuşlandırılıyor. İngiltere, Fransa ve Almanya'nın ortak bildirisinde, "İran'ın son eylemleri bölgesel istikrarı tehdit etmektedir. Boğazın uluslararası statüsünün ihlali kabul edilemez" ifadeleri yer aldı. Öte yandan Rusya, çatışmanın tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirirken, taraflara itidal çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gerilim, Türkiye'yi doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Türkiye, petrol ihtiyacının büyük bölümünü Irak ve Suudi Arabistan'dan karşılamakta ve bu iki ülkenin ihracatı da büyük ölçüde Hürmüz'e bağımlıdır. Olası bir kapanma, akaryakıt fiyatlarında keskin artışa ve enerji maliyetlerinde yükselişe yol açarak enflasyonu tetikleyebilir. Ayrıca Türkiye, Rusya ve İran'la enerji alanında işbirliği yaparken, ABD ve Batı ile stratejik ortaklığını sürdürmekte; bu nedenle her iki tarafı da yabancılaştırmadan arabulucu bir rol oynamaya çalışmaktadır. Uzun vadede ise Türkiye, Doğu Akdeniz'deki kendi enerji kaynaklarını ve alternatif tedarik rotalarını daha da önemsemek durumunda kalabilir.