ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurma sözü verdiğini duyurdu. Ancak bu taahhüdün ne kadar süreyle geçerli olacağı ve İran'ın bu sözüne ne ölçüde sadık kalacağı belirsizliğini koruyor. Gelişme, iki ülke arasında aylardır süren dolaylı görüşmelerin ardından geldi ve taraflar kendi kamuoylarına farklı şekillerde ‘zafer’ ilan etmeye hazırlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, 2018 yılında Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) tek taraflı çekilmiş ve İran'a yönelik ‘maksimum baskı’ politikasını başlatmıştı. Bu politika kapsamında Tahran'a ağır ekonomik yaptırımlar uygulanmış, İran da buna karşılık uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a kadar yükseltmişti. Son haftalarda Umman ve İsviçre aracılığıyla yürütülen dolaylı müzakerelerde, İran'ın nükleer programına ilişkin geçici bir anlaşmaya varıldığı bildiriliyor.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, İran'ın yüzde 60 seviyesindeki zenginleştirmeyi durdurmayı ve mevcut stoklarını seyreltmeyi kabul ettiği belirtildi. Buna karşılık ABD'nin, İran'ın petrol ihracatına yönelik bazı yaptırımları geçici olarak hafifletebileceği konuşuluyor. Ancak anlaşmanın yazılı bir metne dayanmadığı, sözlü bir mutabakat olduğu ifade ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerinde endişeyle karşılandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın nükleer kapasitesinin sınırlandırılmasını memnuniyetle karşılamakla birlikte, anlaşmanın geçici niteliğine dikkat çekti. Suudi Arabistan ise kendi nükleer programı için benzer koşullar talep edebileceğinin sinyallerini verdi. Küresel ölçekte ise petrol piyasaları, İran yaptırımlarının hafifletilmesi olasılığına karşı temkinli bir iyimserlik sergiliyor. Analistler, İran'ın sözlü taahhütlerinin bağlayıcılığının zayıf olduğunu ve Tahran'ın müzakereleri zaman kazanmak için kullandığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını İran doğalgazıyla karşılaması nedeniyle bu gelişmeyi yakından takip ediyor. ABD-İran arasında olası bir yumuşama, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve bölgesel ticaretine olumlu yansıyabilir. Ancak anlaşmanın geçici ve belirsiz yapısı, Türkiye'nin uzun vadeli enerji planlamasında risk oluşturuyor. Ayrıca İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlik, Türkiye'nin kendi nükleer enerji projeleri ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir konu.