İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, ülkesinin Lübnan'ın güneyinde işgal altında tuttuğu topraklardan çekilmeyeceğini duyurdu. Katz'ın bu açıklaması, ABD ile İran arasında geçici bir anlaşmaya varıldığının açıklanmasının hemen ardından geldi. İsrail'in bu hamlesi, bölgede zaten kırılgan olan dengeleri daha da gererken, Beyrut yönetimi ve Hizbullah'ın tepkisine yol açtı. İsrail güçleri, 2023 sonunda başlattıkları kara harekatıyla Lübnan sınırında bir tampon bölge oluşturmuş, Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı kararına aykırı olarak bu bölgede konuşlanmıştı.
Gelişmenin arka planı
Katz, dün düzenlediği basın toplantısında, "Lübnan'ın güneyindeki stratejik noktalardan çekilmemiz söz konusu değil" ifadelerini kullandı. Bakan, gerekçe olarak Hizbullah'ın yeniden silahlanma ve İsrail yerleşimlerine yönelik tehdit oluşturma riskini gösterdi. İsrail ordusu, Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından Lübnan topraklarında yaklaşık 10 kilometre derinliğe kadar ilerlemiş, bu alanı tampon bölge ilan etmişti. Tel Aviv yönetimi, bu bölgenin ancak Hizbullah'ın Litani Nehri'nin kuzeyine çekilmesi ve silahsızlandırılması koşuluyla boşaltılabileceğini savunuyor.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump ile İran arasında varılan geçici anlaşma, İsrail'in endişelerini artırmıştı. Anlaşma kapsamında Tahran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmayı kabul ederken, Washington da bazı yaptırımları hafifletme taahhüdünde bulundu. İsrail, bu anlaşmanın İran'a ekonomik rahatlama sağlayacağını ve bunun da Hizbullah'a daha fazla kaynak aktarılmasına yol açacağını düşünüyor. Katz, "İran'la yapılan her anlaşma, bölgedeki terör örgütlerini güçlendirir. Biz de buna karşı önlemlerimizi alıyoruz" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan Başbakanı Necib Mikati, İsrail'in işgal altındaki topraklardan çekilmemesi kararını "egemenlik ihlali" olarak nitelendirerek BM Güvenlik Konseyi'ne başvurdu. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise yaptığı açıklamada, "İsrail'in bu meydan okumasına karşılık vereceğiz" tehdidinde bulundu. Fransa ve Almanya'nın da aralarında bulunduğu Avrupa ülkeleri, İsrail'in BM kararlarına uymasını talep eden ortak bir bildiri yayımladı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise konuya ilişkin temkinli bir yaklaşım sergileyerek, "İsrail-Lübnan sınırında kalıcı bir çözüm için diplomatik kanalların açık olduğunu" belirtti.
Uzmanlara göre İsrail'in Lübnan'daki varlığını sürdürme kararı, bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir. Stratejik düşünce kuruluşu ICG'den Sam Heller, "İsrail'in bu adımı, hem Lübnan hükümetini hem de Hizbullah'ı köşeye sıkıştırıyor. Kısa vadede askeri bir çatışma ihtimali artarken, uzun vadede bölgenin istikrarı ciddi şekilde tehlikeye giriyor" değerlendirmesinde bulundu. BM Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert isa, tarafları itidal çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan'daki işgalini sürdürme kararı, Türkiye'nin bölge politikası açısından önemli bir gelişme. Türkiye, BM kararları ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü destekleyen bir tutum izliyor. İsrail'in bu hamlesi, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve deniz yetki alanları konusundaki dengeleri de etkileyebilir. Öte yandan İran ile ABD arasındaki geçici anlaşma, Ankara'nın Tahran'la olan ekonomik ve enerji ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak doğrudan bir Türkiye etkisinden söz etmek için henüz erken; gelişmelerin Suriye ve Irak'taki güç dengelerine yansımaları izlenmeli.