ABD ile İran arasındaki hassas ateşkes, Cuma günü ciddi bir sınavdan geçti. ABD ordusu, Tahran yönetiminin anlaşma şartlarını ihlal ettiği iddiasıyla Orta Doğu'daki bu ülkeye yönelik saldırıları yeniden başlattı. Başkan Donald Trump, İran Devrim Muhafızları'nın ticari bir gemiye düzenlediği saldırının, varılan mutabakatın açık bir ihlali olduğunu belirterek misilleme emri verdi. Bu gelişme, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine yol açarken, uluslararası toplum da iki ülke arasında olası bir çatışmanın eşiğine gelindiği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasında aylar süren dolaylı müzakerelerin ardından iki hafta önce varılan ateşkes, iki tarafın da kırmızı çizgilerini korumasına dayanıyordu. Anlaşmaya göre, İran'ın Körfez'deki ticari gemilere yönelik taciz ve saldırıları durdurması, ABD'nin de İran'a yönelik yeni yaptırım ve askeri operasyonlardan kaçınması öngörülüyordu. Ancak Perşembe gecesi bir ABD bandıralı ticari geminin, İran'a ait olduğu iddia edilen hızlı botlar tarafından taciz edilmesi ve geminin yardım çağrısı üzerine bölgeye intikal eden ABD Donanması'na ait bir savaş gemisine de Devrim Muhafızları'na bağlı unsurlarca ateş açılması, anlaşmanın temelinden sarsılmasına neden oldu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, İran unsurlarının önce ticari geminin rotasını kesmeye çalıştığı, ardından da uyarı ateşi açtığı belirtildi. Bölgeye ulaşan ABD destroyeri, İran botlarını uzaklaştırmak için girişimde bulundu ve bu sırada karşılıklı ateş açıldı. Olayda herhangi bir can kaybı yaşanmadığı ancak iki İran botunun hasar aldığı bildirildi. Trump yönetimi, bu olayı 'açık bir saldırganlık' olarak nitelendirerek, İran'ın askeri tesislerine yönelik hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda, İran'ın güneyindeki liman kenti Bender Abbas'ta konuşlu Devrim Muhafızları'na ait bir radar üssü ile bir deniz üssü hedef alındı. İran resmi haber ajansı IRNA, saldırılarda iki askerin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, ABD ile İran arasında 2020 yılında General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından yaşanan en ciddi askeri karşılaşma olarak kayıtlara geçti. Ateşkesin bu kadar kısa sürede çökmesi, bölgedeki diğer aktörleri de endişelendiriyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'ye verdikleri askeri üs desteğini artırırken, İran ise müttefiki olarak gördüğü Rusya ve Çin'den diplomatik destek talep etti. Rusya Dışişleri Bakanlığı, taraflara itidal çağrısında bulunurken, Çin ise 'karmaşık durumun diyalog yoluyla çözülmesi' gerektiğini vurguladı.
Avrupa Birliği, ateşkesin yeniden tesis edilmesi için acil bir zirve düzenlenmesi çağrısında bulundu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD ve İran'ı doğrudan müzakere masasına oturmaya davet ederken, Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, 'bölgenin bir savaşa daha tahammülü olmadığını' söyledi. İsrail ise olayı endişeyle izlerken, İran'ın nükleer programına yönelik endişelerin arttığı bir dönemde bu tür bir çatışmanın tehlikeli boyutlara ulaşabileceği uyarısında bulundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin İran'a karşı kararlı duruşunu desteklediklerini ancak diplomatik çözümün hala mümkün olduğunu belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile İran arasındaki bu gerginliği yakından takip etmektedir. Komşusu İran ile ekonomik ve siyasi ilişkileri bulunan Türkiye, olası bir askeri çatışmanın bölgesel istikrarı bozacağı ve enerji arz güvenliğini tehdit edeceği endişesini taşımaktadır. Ayrıca, Irak ve Suriye'deki varlığı nedeniyle Türkiye, bu iki ülke arasındaki gerilimin kendi sınır güvenliğine doğrudan yansımasından kaygılanmaktadır. Türk dış politikası, bu tür krizlerde arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışsa da, iki tarafın da kırmızı çizgilerde ısrarcı olması diplomatik girişimleri zorlaştırmaktadır.