ABD ve İran, 11 Haziran Perşembe günü üst üste ikinci kez karşılıklı hava saldırıları düzenledi. Başkan Donald Trump, Tahran’ın derhal bir barış anlaşmasına yanaşmaması halinde daha geniş çaplı saldırılar yapılacağı tehdidinde bulundu. Çatışmalar, geçtiğimiz günlerde imzalanan kırılgan ateşkes anlaşmasını fiilen geçersiz kılarken, bölgede tansiyon yeniden tehlikeli bir seviyeye yükseldi.
Karşılıklı saldırılar ve Trump'ın ültimatomu
Perşembe günü sabah saatlerinde İran, güney Irak’taki ABD askeri üslerine yönelik balistik füze saldırıları düzenledi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, saldırılarda ölen ya da yaralanan olmadığını, ancak bazı tesislerde hasar meydana geldiğini bildirdi. ABD ise buna karşılık İran’ın doğusundaki bir askeri tesise hava saldırısı düzenledi. Pentagon sözcüsü, hedefin İran Devrim Muhafızları’na ait bir lojistik merkezi olduğunu ve saldırının başarılı olduğunu duyurdu.
Başkan Trump, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada Tahran yönetimine net bir mesaj verdi: “Eğer İran derhal ve koşulsuz bir barış anlaşması imzalamaya yanaşmazsa, daha önce görülmemiş büyüklükte saldırılar düzenleyeceğiz. Bu bir uyarı değil, bir taahhüttür.” Trump, ABD’nin İran’ın nükleer programını tamamen durdurması ve bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteği kesmesi şartıyla müzakere masasına oturmaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi.
Kırılgan ateşkes ve bölgesel yansımalar
Geçtiğimiz hafta Umman’ın arabuluculuğunda varılan ateşkes, her iki tarafın da askeri gerilimi düşürme taahhüdüne dayanıyordu. Ancak ateşkesin ardından İran’ın Yemen’deki Husilere silah sevkiyatı yaptığı yönündeki ABD istihbarat raporları, Washington’u harekete geçirdi. Uzmanlar, Trump’ın seçim öncesinde sert bir dış politika sergileyerek oy tabanını konsolide etmek istediği yorumunu yapıyor. Bölgesel aktörlerden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD’nin tutumuna destek verirken, Rusya ve Çin tarafları itidal çağrısında bulundu. Avrupa Birliği ise iki ülkeye de gerilimi düşürme çağrısı yaparak, diplomatik çözümün önemini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran çatışması, Türkiye’nin güvenlik ve enerji politikaları açısından kritik bir öneme sahiptir. Doğrudan Türkiye’yi hedef almasa da, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye’nin sınır güvenliğini tehdit etmektedir. İran’a yönelik olası bir ABD askeri operasyonu, Irak ve Suriye’deki dengeleri sarsarak Türkiye’nin bu ülkelerdeki askeri varlığını ve diplomatik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran’ın doğal gaz ve petrol üretiminin sekteye uğraması, Türkiye’nin enerji ithalatında alternatif arayışlarına yol açabilir. Türkiye’nin bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenmesi, hem bölgesel istikrar hem de kendi çıkarları açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.