ABD Yüksek Mahkemesi, ülkede doğan herkesin otomatik olarak vatandaşlık kazanmasını öngören doğuştan vatandaşlık hakkını (birthright citizenship) onaylayan bir karar verdi. Eski Başkan Donald Trump, kararı 'ülke için çok kötü' olarak nitelendirirken, göçmen hakları savunucuları kararı memnuniyetle karşıladı. Karar, ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'ne dayanan ve yüzyılı aşkın süredir uygulanan bu hakkın korunması açısından kritik bir emsal oluşturuyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, özellikle Trump döneminde yoğunlaşan doğuştan vatandaşlık hakkının kaldırılması yönündeki tartışmaların ardından geldi. Trump, başkanlığı sırasında bu hakkı sona erdirmek için yürütme emri çıkarmayı denemiş, ancak federal mahkemeler tarafından engellenmişti. Yüksek Mahkeme'nin nihai kararı, bu hakkın anayasal bir temel olduğunu teyit etti.
Karar, ABD'de yılda yaklaşık 4,5 milyon bebeğin doğuştan vatandaşlık kazanması anlamına geliyor. Uzmanlar, bu hakkın kaldırılması halinde yüz binlerce çocuğun vatansız kalabileceği uyarısında bulunuyor. Mahkeme, 14. Ek Madde'deki 'yargı yetkisine tabi' ifadesinin, ABD'de doğan herkesi kapsadığı yönündeki geleneksel yorumu sürdürdü.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD, doğuştan vatandaşlık hakkı tanıyan az sayıdaki gelişmiş ülkeden biri. Kanada, Meksika ve birçok Latin Amerika ülkesinde benzer uygulamalar bulunurken, Avrupa ülkelerinin çoğu bu hakkı tanımıyor. Karar, küresel göç politikaları ve vatandaşlık tartışmalarında önemli bir referans noktası oluşturuyor. Özellikle Avrupa'da yükselen milliyetçi akımlar ve doğuştan vatandaşlık karşıtı söylemler dikkate alındığında, ABD Yüksek Mahkemesi'nin tutumu uluslararası kamuoyunda da yankı uyandırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu karar, Türkiye'nin vatandaşlık politikaları açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel göç ve vatandaşlık tartışmalarında önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, yakın dönemde Suriyeli mültecilere yönelik vatandaşlık tartışmaları yaşamış bir ülke olarak, ABD'deki bu gelişmeyi yakından izlemektedir. Karar, vatandaşlık hakkının anayasal güvence altında olması gerektiği yönünde bir mesaj verirken, Türkiye'deki benzer düzenlemeler için de dolaylı bir referans oluşturabilir. Ayrıca, ABD ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerde vize ve vatandaşlık konuları zaman zaman gündeme gelmektedir.