ABD Yüksek Mahkemesi Yargıcı Clarence Thomas, Salı günü yayımlanan mütalaasında, doğuşta erkek cinsiyeti atanmış bireylerin biyolojik kadınlarla yarışmasını engelleyen bir mahkeme kararına katılarak, transgender dilinin “halka söylenmiş bir yalan” olduğunu yazdı. Yüksek Mahkeme, Batı Virginia eyaletinde çıkarılan ve okul sporlarında cinsiyet ayrımını biyolojik temele dayandıran yasanın uygulanmasını engelleyen alt mahkeme kararını bozdu. Thomas, mütalaasında “Cinsiyet disforisi yaşayan erkekler ve oğlanlar, kadın veya kız değildir” ifadelerine yer verdi. Karar, Amerika’da trans hakları ve kadın sporcuların korunması arasındaki tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Batı Virginia eyaleti, 2021 yılında kabul ettiği bir yasayla, lise ve üniversite sporlarında cinsiyete göre takım oluşturulmasını ve yalnızca biyolojik kadınların kadın takımlarında yer almasını şart koştu. Yasa, doğuşta erkek olup kadın kimliği benimseyen trans bireyleri kadın takımlarından dışlıyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) ve diğer savunucu gruplar, yasanın anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle dava açtı. Alt mahkeme, 2024 yılında yasanın uygulanmasını geçici olarak engellemişti. Yüksek Mahkeme, alt mahkemenin kararını bozarak yasanın yürürlüğe girmesine izin verdi. Thomas, mütalaasında yasayı desteklerken, Yüksek Mahkeme’nin diğer muhafazakâr üyeleri de benzer görüş bildirdi. Liberal kanattan Yargıç Ketanji Brown Jackson ise karşı oy kullanarak, trans bireylerin dışlanmasının eşit koruma ilkesine aykırı olduğunu savundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, ABD’de trans hakları konusunda yıllardır süren hukuki mücadelede önemli bir dönüm noktası. Ülkede birçok eyalet, benzer yasalar çıkarmış ya da çıkarmayı değerlendiriyor. Karar, uluslararası alanda da yankı uyandırdı; spor kuruluşları ve insan hakları örgütleri, trans bireylerin spor müsabakalarına katılımı konusunda farklı görüşlere sahip. Dünya Atletizm Birliği gibi bazı kuruluşlar, trans kadınların kadınlar kategorisinde yarışmasını sınırlayan düzenlemeler getirirken, Uluslararası Olimpiyat Komitesi ise kapsayıcı bir yaklaşım benimsiyor. Thomas’ın yorumları, ABD’deki kültürel savaşların bir parçası olarak görülüyor ve özellikle 2024 başkanlık seçimleri öncesinde siyasi kutuplaşmayı derinleştirme potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD’deki iç hukuk tartışması olsa da, küresel normlar üzerinde etkili olma potansiyeli taşıyor. Türkiye’de trans bireylerin spor müsabakalarına katılımıyla ilgili net bir yasal düzenleme bulunmuyor. ABD’deki bu karar Türkiye’deki benzer tartışmaları tetikleyebilir; özellikle spor federasyonları ve hukuk çevreleri konuyu gündemine alabilir. Diğer yandan, Türkiye’nin insan hakları ve ayrımcılıkla mücadele politikaları açısından, bu tür kararların uluslararası kamuoyunda yarattığı yankı, ülkenin kendi iç mevzuatını gözden geçirmesine neden olabilir. Ancak konu, Türk dış politikasında doğrudan bir öncelik teşkil etmemektedir.