ABD Hazine Bakanlığı, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (ICC) görev yapan bazı yargıçlara yaptırım uygulandığını duyurdu. Trump yönetimi tarafından alınan bu karar, ICC'nin Afganistan ve Filistin'deki soruşturmalarına misilleme olarak değerlendiriliyor. Yaptırımlar, söz konusu yargıçların ABD'deki mal varlıklarının dondurulması ve seyahat kısıtlamalarını içeriyor. Washington, mahkemenin Amerikan vatandaşları ve müttefikleri üzerinde yargı yetkisi kullanmaya çalıştığını savunuyor. Bu adım, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı ve ICC'nin bağımsızlığına yönelik bir tehdit olarak nitelendirildi.
Gelişmenin arka planı
ICC, 2002 yılında kurulan ve savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi uluslararası suçları yargılamakla görevli Lahey merkezli bir mahkemedir. ABD, ICC'yi kuran Roma Statüsü'ne taraf olmamakla birlikte, mahkemenin Amerikan askerleri üzerinde yargı yetkisi kullanmasına karşı çıkmaktadır. Trump yönetimi, özellikle ICC'nin Afganistan'da Amerikan güçlerinin işlediği iddia edilen savaş suçlarına ilişkin soruşturması ve Filistin'deki duruma yönelik incelemeleri nedeniyle mahkeme hedef almaktadır.
Yaptırım kararı, ICC'nin Filistin'deki soruşturmasının derinleştiği bir dönemde geldi. Mahkeme, 2021 yılında Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze'de işlenen suçları soruşturma yetkisine sahip olduğuna hükmetmişti. İsrail ve ABD, bu kararı şiddetle eleştirmişti. Trump yönetimi, Eylül 2020'de ICC yetkililerine yönelik ilk yaptırım dalgasını başlatmış, ardından Biden yönetimi bu yaptırımları kaldırmıştı. Ancak Trump'ın yeniden göreve gelmesiyle birlikte yaptırımların yeniden uygulanacağı sinyali verilmişti.
ABD Hazine Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yaptırımların ICC'nin "ABD ve müttefiklerine yönelik haksız yargı yetkisi kullanma girişimlerine" karşı bir önlem olduğu belirtildi. Açıklamada, mahkemenin eylemlerinin uluslararası hukuka ve ABD'nin egemenlik haklarına aykırı olduğu vurgulandı. Ayrıca, yaptırımların ICC'nin Filistin ve Afganistan soruşturmalarını yürüten yargıç ve savcıları kapsadığı ifade edildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, uluslararası hukuk düzeni açısından önemli yansımalara yol açtı. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri yaptırımları kınadı. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yaptırımların ICC'nin bağımsızlığını zedelediğini ve uluslararası hukukun üstünlüğüne darbe vurduğunu söyledi. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ise mahkemenin işleyişine yönelik müdahalelerin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Ortadoğu'da, İsrail yönetimi yaptırım kararını memnuniyetle karşılarken, Filistin yönetimi sert tepki gösterdi. Filistin Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin ICC'yi hedef almasının İsrail'in işlediği suçları örtbas etme çabası olduğunu savundu. Öte yandan, Çin ve Rusya da yaptırımları eleştirerek, ABD'nin uluslararası kurumları kendi çıkarları doğrultusunda kullanma girişimlerine karşı olduklarını ifade etti. Bu durum, ABD'nin uluslararası hukuk ve çok taraflılık konusundaki tutumunu bir kez daha tartışmaya açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ICC'ye taraf olmayan ülkeler arasında yer almakta ve mahkemenin yargı yetkisini tanımamaktadır. Bu nedenle ABD'nin yaptırım kararı, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, uluslararası hukuk ve egemenlik tartışmaları açısından önemlidir. Türkiye, uluslararası mahkemelerin siyasi amaçlarla kullanılmasına karşı çıkmakta ve benzer durumlarda ABD ile benzer bir tutum sergileyebilmektedir. Öte yandan, bu yaptırım kararı ABD-AB ilişkilerinde yeni bir gerginlik yaratabilir ve Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde dolaylı etkiler doğurabilir. Türkiye, ICC konusunda net bir pozisyon almasa da, uluslararası hukukun tarafsız ve bağımsız kurumlar tarafından uygulanması gerektiğini savunmaktadır. Bu gelişme, Türk dış politikasının çok taraflılık ve hukukun üstünlüğü ilkeleri açısından bir denge arayışını gündeme getirebilir.