ABD'de tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 0,4 oranında düşüş kaydederek 2020 yılından bu yana ilk kez negatif bölgeye geçti. Söz konusu düşüşte, temmuz ayına kadar devam eden ve 2022'den bu yana en büyük aylık gerilemeyi yaşayan benzin fiyatları belirleyici rol oynadı. Pimco'da ekonomist olarak görev yapan Tiffany Wilding, Bloomberg Surveillance programında bu verileri değerlendirerek, enflasyon üzerindeki baskının azaldığını ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımı konusunda rahatlayabileceğini ifade etti. Bu gelişme, küresel piyasalarda da olumlu bir hava yaratırken, yatırımcıların Fed'in izleyeceği yola ilişkin beklentilerini yeniden şekillendiriyor.
Benzin Fiyatlarındaki Düşüş Enflasyonu Gevşetti
ABD Çalışma Bakanlığı'nın yayımladığı verilere göre, Haziran ayında enerji fiyatları aylık bazda yüzde 2,5 geriledi. Bu düşüşün büyük kısmı, akaryakıt pompa fiyatlarındaki yüzde 6,1'lik azalmadan kaynaklandı. Gıda fiyatları ise yüzde 0,1'lik sınırlı bir artış gösterdi. Çekirdek TÜFE (gıda ve enerji hariç) aylık bazda yüzde 0,1 artarak yıllık bazda yüzde 3,3 seviyesine geriledi. Bu oran, Şubat 2021'den bu yana en düşük seviye olarak kaydedildi.
Fed yetkilileri, özellikle hizmet sektörü enflasyonunun yapışkan olduğu konusunda uyarılarda bulunuyor. Ancak mal enflasyonundaki belirgin düşüş, faiz indirimine yönelik beklentileri güçlendirdi. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, enflasyonun yüzde 2 hedefine doğru ilerlediğini ancak henüz zafer ilan edilmemesi gerektiğini vurguladı. Piyasalar, Eylül ayında bir faiz indirimine kesin gözüyle bakarken, yıl sonuna kadar toplamda 50 baz puanlık bir gevşeme bekliyor.
Verilerin Küresel Etkisi ve Riskler
ABD'deki bu enflasyon verisi, dünya genelinde merkez bankalarının faiz politikalarını etkileme potansiyeli taşıyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) de benzer bir yavaşlama sinyali almış durumda. Ancak jeopolitik riskler (Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki gerginlikler) enerji fiyatlarında yeniden bir artışa yol açarak enflasyonu tekrar körükleyebilir. Ayrıca, işgücü piyasasının hâlâ güçlü olması, Fed'in ihtiyatlı davranmasına neden oluyor. Haziran ayında 206 bin yeni iş eklenirken, işsizlik oranı yüzde 4,1'e yükseldi. Bu durum, enflasyonun kontrol altına alınmasıyla birlikte ekonomide bir yavaşlama sinyali olarak yorumlanıyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, ABD'nin borç yükü ve bütçe açığı konusunda uyarılarını sürdürüyor. S&P Global, ABD'nin kredi notunu 'AA+' olarak teyit ederken, görünümü durağan olarak belirledi. Bu ortamda, seçim yılı olması nedeniyle siyasi belirsizlikler de piyasaların odağında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de enflasyonun gerilemesi ve Fed'in faiz indirimine yönelik sinyalleri, gelişmekte olan ülkeler için sermaye akışı açısından olumlu bir zemin oluşturuyor. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkelerde, ABD faizlerinin düşmesiyle birlikte sıcak para girişi hızlanabilir. Ancak Türkiye'nin kendi enflasyon dinamikleri ve kur riski, bu olumlu küresel konjonktürün etkisini sınırlayabilir. Merkez Bankası'nın sıkı para politikası duruşu devam ettiği sürece, ABD'deki faiz indirimi döngüsü TL varlıklarına ilgiyi artırabilir. Yine de, jeopolitik riskler ve yurt içi seçim belirsizlikleri, yabancı yatırımcıların temkinli kalmasına neden oluyor.