ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, Başkan Donald Trump'ın İran ile yürütülen müzakerelerde "tüm kozlara sahip" olduğunu açıkladı. Pigott'un bu sözleri, Washington ile Tahran arasında nükleer program ve yaptırımlar konusunda devam eden dolaylı görüşmelerin kritik bir aşamasında geldi. Açıklama, ABD yönetiminin İran'a yönelik baskı politikasını sürdürme kararlılığını gösteriyor.
Görüşmelerin Arka Planı
ABD ile İran arasındaki gerilim, Trump'ın 2018'de İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmesi ve ardından Tahran'a yönelik ağır yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla zirveye çıkmıştı. İran da buna karşılık uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırarak anlaşmadaki taahhütlerini kademeli olarak askıya aldı. Son aylarda ise taraflar arasında Umman ve Katar gibi arabulucu ülkelerin ev sahipliğinde dolaylı görüşmeler yapıldığı biliniyor. Bu görüşmelerde İran'ın nükleer programının sınırlandırılması, yaptırımların kısmen kaldırılması ve esir takası gibi konular ele alınıyor.
Tommy Pigott'un açıklaması, ABD'nin müzakere masasında elinin güçlü olduğu mesajını verme amacı taşıyor. Pigott, "Başkan Trump, İran konusunda tüm kozlara sahip. Ekonomik baskı, askeri caydırıcılık ve diplomatik izolasyon politikalarımız Tahran'ı köşeye sıkıştırdı" ifadelerini kullandı. ABD yönetimi, İran'ın bölgesel faaliyetlerini ve füze programını da masaya getirmek istiyor. İran tarafı ise öncelikle yaptırımların kaldırılmasını ve nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasını talep ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran nükleer meselesi sadece iki ülkeyi değil, tüm Orta Doğu'yu ve küresel güvenlik dengesini ilgilendiriyor. İsrail, Suudi Arabistan ve BAE gibi bölge ülkeleri, İran'ın nükleer silah edinmesini kendi güvenliklerine tehdit olarak görüyor ve ABD'nin sert tutumunu destekliyor. Diğer yandan Rusya ve Çin, yaptırımların kaldırılması ve diplomatik çözüm için çağrı yapıyor. Avrupa Birliği ise JCPOA'yı canlandırmak için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor.
ABD'nin "tüm kozlar" söylemi, askeri seçeneklerin de masada olduğu anlamına gelebilir. Nitekim Trump yönetimi, İran'a yönelik olası bir askeri müdahaleyi dışlamadığını birçok kez dile getirdi. Ancak uzmanlar, tam ölçekli bir savaşın bölgesel istikrarsızlığı derinleştireceği ve küresel enerji fiyatlarını fırlatacağı uyarısında bulunuyor. Görüşmelerin başarısız olması halinde İran'ın nükleer eşiğe daha da yaklaşması ve bölgesel vekalet savaşlarının tırmanması riski var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı olan ve bölgesel denklemde kritik rol oynayan bir ülke. ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin enerji güvenliği, ticaret yolları ve sınır güvenliği açısından risk oluşturuyor. Türkiye, hem İran ile ekonomik ilişkilerini sürdürmek hem de ABD'nin yaptırımlarına hedef olmamak arasında denge kurmaya çalışıyor. Olası bir askeri çatışma, mülteci akınını tetikleyebilir ve Türkiye'nin güneydoğu sınırında istikrarsızlığa yol açabilir. Ayrıca Türkiye, İran nükleer programının barışçıl çözümü için diplomatik kanalların açık tutulmasını savunuyor. Bu nedenle Ankara, taraflar arasında yapıcı diyalog çağrısını yineliyor.